Aşkın zarını yırtıp ay/nı ışığa kavuşmadan dur! demek gerek../.. farklı bir masal var mı bildiğin? ..
yarım kalsa da bir gün..
Gözlerinin değdiği yerden kaçırıyorum gözlerimi
Devrik cümlelerin enkazından süslü kelimeler çıkarıp
Saçlarıma taktığında..
Bir şiirin orta yerinde sırtımı dayamış mısralara
Bir aşk yakarışını duymazlıktan gelirken
Gölgemden düşen ‘Sen’leri topluyorum..
Benim hiç şiirim olmadı
Sana bir sır vereyim;
Ben de şair değilim..
Heybetli bir gecenin durgun terk edişinde gizlenir
Çarmıha gerilisi karanlığın
Bir vedaysa eğer bu ayrılığa yakışır olmalı
Unutulmaya hazır/mı ismin,
Sus ve dinle sadece..
Kelebeğin ömründen çalınmıştır aşk
Tanrının gözlerinde ışırken
Ve ayrılığın çapkın gülüşü
Bakire tutkuların hücrelerine sığınmış
Pusuda bekliyor son perdeye kalır/mı
Renkleri soldurmak hayallerin
Cesur martının kanadında yalnızlık
Yerden yükseldiğince alçalır esaret
Özgürlük;
Göğün ıslığına uçabilmek
Benim hiç kanatlarım olmadı
Sana bir sır vereyim;
Ben de melek değilim..
Yasakların puslu havası çekermiş sevdaları
Kumrular sevişebilirdi mesela
Ama biz hayır! ..
Ayrılığın dudağına ıslak öpücükler kondurmak
Bir günahtan kaçmak belki
Ya da korkular üçgeninde saklı bir çember
Ne de olsa her başlangıç bir sona gebe
Ne çıkar olsa
Daha erken daha da erken..
Yıldızlar kavuşabilirdi mesela
Farklı coğrafyaların sevdaları
Hayır!
Bu sonu daha en baştan yazdık
Umut dalgalanan limanlardan
Sahte gülüşler çaldık
Bizdik;
Sen, ben olamadık hiç
Sana bir sır vereyim;
Ben de ben değilim..
Yağmurların sarmaladığı gözümden süzülenler
Yetmedi inandırmaya seni
Hâlbuki avuçlarımın ıslaklığı karışınca tenine
Tüm yaraların iyileşirdi
Üzülmem sanırsın ayrılığın yamacında durup
Boğulan sevgileri seyrederken
Üzülürüm../..
Bir bozgunun başrolünde
Ağlamam değil mi yitip gitmelere
Melekler ağlamaz dersin
Ağladım../..
Söylemiştim;
Ben melek değilim..
Sonu getiren çığlık delerken kulakları, yürek aldırmayıp, yoluna devam etmeli../.. bütün masallar benzer birbirine...
yarım kalsa da bir gün..
Kayıt Tarihi : 31.8.2008 13:09:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Bir bozgunun başrolünde
Ağlamam değil mi yitip gitmelere
Melekler ağlamaz dersin
Ağladım../..
Söylemiştim;
Ben melek değilim..
.....................
bakakalırım giden gemilerin ardından... kendimi denizlere atamam, dünya güzel.. serde erkeklik var ağlayamam' da diyemiyorum Orhan Veli gibi...
ankara'da kasım aylarında festivaller yaşanır.. sonbaharın hüzünlü yüzünü göstermeye başladığı günlerde, tiyatro festivallerinde oyunlardan oyunlara koşulur... bir kaç yıl öncesine kadar festivalin tam orta yerinde bulunup(festival komitesindendim), oyunlardan oyunlara koştuğum/koşturduğum, haftada bazen 8-10 (gündüzleri izlediğim çocuk oyunları da dahil) oyun izlemenin hazzını yaşadığım günler olurdu.. şimdilerde sadece seyirci olarak bulunup, daha az oyun seyrediyor olsam da, festival coşkusunu hep yüreğimde hissederim... işte o festival dönemlerinden izlediğim bir oyun vardı izmir bornava belediyesi tiyatro topluluğunun sunduğu... grup üyelerinin ortak özeliği yaşları 5-6 yaşlarından başlayıp, 17-18 yaşlarındaki gençlerden oluşuyordu.. her yıl çok farklı oyunlarla renk katarlar festivale... O grubun oynadığı bir oyun vardı 'boyayalım abiler' sokak çocuklarını konu alan bir oyun... oyunda inanılmaz bir ritmle tekrarlanan bir replik vardı yürekleri kanatırcasına beyinlere yönelen 'çocuk olmalıydın cocuk.. çocuk olmalıydın çocuk' diye.. o oyunun sonrasında seyirciler arasında gerçek hayata ankara sokaklarında boyacılık yapan çocuklar sahneye alınmıştı ve oyuncularla bu ritmli replik hep birlikte fırlatılmıştı kulaklara.. yüreklere... beyinlere doğru...
bir o zaman kendimi tutamayıp, alt çenem titreye tetreye gözyaşlarımı salmıştım özgürce.. hıçkırıklarımı duyanlara aldırış edecek halim yoktu....
şimdi şu anda o haldeyim... alt dudağım niye titriyor... yüzüm niye kaydı, yamuldu.. gözlerim dopdolu... ağlamaklıyım...
ağlamak en yalansız gerçeğimiz...
.................
bir sır vereyim mi sana
(en başta dedim ya...)
Ben Orhan Veli değilim...
.................
harikasınız...... sözcükler elinizde farklı anlamlara, farklı duruşlara, farklı ifadelere bürünüyor... tıpkı bedenin repliklerin ötesinde anlattığı şeyler gibi.. sözcükler anlamlarının ötesinde anlamlara bürünüyor...
ağla şairim ağla.. hiçbirimiz melek değiliz... hiçbirimiz melekler gibi, masum değiliz...
:)
:(
CEntilmenCE
Ankara
Bay, 40
09.09.2008 11:59
Bir bozgunun başrolünde
Ağlamam değil mi yitip gitmelere
Melekler ağlamaz dersin
Ağladım../..
Söylemiştim;
Ben melek değilim..
.....................
bakakalırım giden gemilerin ardından... kendimi denizlere atamam, dünya güzel.. serde erkeklik var ağlayamam' da diyemiyorum Orhan Veli gibi...
ankara'da kasım aylarında festivaller yaşanır.. sonbaharın hüzünlü yüzünü göstermeye başladığı günlerde, tiyatro festivallerinde oyunlardan oyunlara koşulur... bir kaç yıl öncesine kadar festivalin tam orta yerinde bulunup(festival komitesindendim), oyunlardan oyunlara koştuğum/koşturduğum, haftada bazen 8-10 (gündüzleri izlediğim çocuk oyunları da dahil) oyun izlemenin hazzını yaşadığım günler olurdu.. şimdilerde sadece seyirci olarak bulunup, daha az oyun seyrediyor olsam da, festival coşkusunu hep yüreğimde hissederim... işte o festival dönemlerinden izlediğim bir oyun vardı izmir bornava belediyesi tiyatro topluluğunun sunduğu... grup üyelerinin ortak özeliği yaşları 5-6 yaşlarından başlayıp, 17-18 yaşlarındaki gençlerden oluşuyordu.. her yıl çok farklı oyunlarla renk katarlar festivale... O grubun oynadığı bir oyun vardı 'boyayalım abiler' sokak çocuklarını konu alan bir oyun... oyunda inanılmaz bir ritmle tekrarlanan bir replik vardı yürekleri kanatırcasına beyinlere yönelen 'çocuk olmalıydın cocuk.. çocuk olmalıydın çocuk' diye.. o oyunun sonrasında seyirciler arasında gerçek hayata ankara sokaklarında boyacılık yapan çocuklar sahneye alınmıştı ve oyuncularla bu ritmli replik hep birlikte fırlatılmıştı kulaklara.. yüreklere... beyinlere doğru...
bir o zaman kendimi tutamayıp, alt çenem titreye tetreye gözyaşlarımı salmıştım özgürce.. hıçkırıklarımı duyanlara aldırış edecek halim yoktu....
şimdi şu anda o haldeyim... alt dudağım niye titriyor... yüzüm niye kaydı, yamuldu.. gözlerim dopdolu... ağlamaklıyım...
ağlamak en yalansız gerçeğimiz...
.................
bir sır vereyim mi sana
(en başta dedim ya...)
Ben Orhan Veli değilim...
.................
harikasınız...... sözcükler elinizde farklı anlamlara, farklı duruşlara, farklı ifadelere bürünüyor... tıpkı bedenin repliklerin ötesinde anlattığı şeyler gibi.. sözcükler anlamlarının ötesinde anlamlara bürünüyor...
ağla şairim ağla.. hiçbirimiz melek değiliz... hiçbirimiz melekler gibi, masum değiliz...
:)
:(
TÜM YORUMLAR (2)