Bazı geceler vardır…
Hani her şeyin üst üste geldiği,
Nefes almanın bile zorlaştığı…
Gökyüzü karanlıktır…
Ama asıl karanlık,
İnsanın içindedir.
O an anlıyorsun ki…
En büyük yalnızlık,
Kalabalıklar içinde değil,
Sevdiğin birinin artık hayatında olmadığı anlarda başlıyor.
Eskiden sıradan bir şeymiş gibi gelen,
Şimdi seni en çok yaralayan şeyler var.
Mesela…
Gece yarısı uyandığında telefonuna bakmak…
Bir mesaj gelir mi diye…
Belki bir ses duyarım diye…
Ama o mesaj hiç gelmez.
O ses hiç duyulmaz.
Çünkü o…
Artık başka bir yerde.
Belki başka bir kalpte…
Bir fotoğrafın içine sıkışmış gibi hissedersin kendini.
Anılarla dolu bir çerçevenin içinde…
Ama dokunamayacağın kadar uzakta.
Gözlerini kapatsan bile o sahneler gözünün önünde canlanır.
Gülüşü…
Sesi…
Saçlarının rüzgârda nasıl dağıldığı bile…
Ama asıl ağır olan…
Bütün bunları hatırlarken,
Bir daha asla yaşanmayacağını bilmek.
Dışarıdan güçlü görünmeye çalışırsın.
Her şey yolundaymış gibi…
Ama içten içe,
Her gece aynı soruyu sorarsın:
“Neden?”
Cevabını bulamadığın sorular seni yorar.
Bu yorgunluk,
Uykusuz gecelerle birleşir.
İnsan sevdiği kişiyi kaybettiğinde,
Sadece onu değil…
Kendinden de bir parça kaybeder aslında.
Ve bu eksiklik…
Hiçbir zaman tam olarak dolmaz.
Yanında olmak isterdim şimdi.
Sadece susup gözlerine bakmak…
Ellerini tutmak yeterdi.
Ne söyleyeceğimizi düşünmeden…
Sadece var olmak…
Ama biliyorum…
Bunlar artık sadece birer hayal.
Sen başka bir yolda yürürken,
Ben seni aklımın en kuytu köşesinde saklıyorum.
Sonuçta…
Sevdiğin birini özlemek,
Sadece onu değil,
Onunla yaşadığın her şeyi özlemek demek.
Ve en acısı da…
Ona bir daha asla
“Ben buradayım” diyemeyeceğini bilmek.
Ama belki de en ağır olan şu:
Seni sevdiğim kadar…
Bir daha kimseyi sevemeyeceğimi biliyorum…
Ferhat Parlak
Kayıt Tarihi : 28.2.2026 13:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!