Önceleri siyah bir inciydi avucumda sımsıkı tuttuğum
başı dönmüş hayaller vardı bir karış ötemde
ben hep kendime dönmek isterdim benliğimden uzaklaşarak
ama inci yapışırdı avucuma bırakmazdı beni
kendini benimle paylaşarak
sonra bir kara aydınlık sardı her yanımı
avucuma inci yerine zeytin çekirdeği gelip oturmuştu
tozlu bir şemsiye durur
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla
Devamını Oku
çatı katındaki odanın
kuytu bir köşesinde
kumaşındaki eski yağmurların
hüzünlü kokusuyla



