Sen istinyede bekle ben burdayım
İçimde köpek gibi havlayan yalnızlığım
Çünkü ben buradayım karanlıktayım
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
Çünkü elimi kestim beni kan tutuyor
Şarabım bütün ekşi suyum soğuk
Yanımda olmadın mı seni daha bir çok seviyorum
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Adım yemi ederim Atilla İlhan şiir lerini çok seviyorum
O kadar iyi ve yakışıklı bir adam olmasına rağmen nasıl özgüvensiz olupta şiirlerinde hep kendini kötüler anlayamıyorum.
Of bu şiiri o kadar çok seviyorum ki bundan başka hiç
bir şiir gözüme büyülü gelmiyor artık
süper
şairin güzelşiirlerinden biri. saygılar
Bana ait ne varsa hepsi seni korkutuyor sana ait ne varsa .
Hiçbiri benim değil .
Çünkü ben buradayım karanlıktayım
Belki gelmem gelemem beş dakika bekle git
gitmeseydi be...
Çok enteresan bir sayfa,
artık buraya gelenler şiir için değil kim ne yazmış kim kime küfretmiş kim kime hakaret etmiş, yani magazin sayfası ziyareti gibi geliyor. İlginç simalar her akşam tekrarlanan o bildik yorumlar, şiir yazıp asanlardan, burayı reklam sayfası olarak kullananlardan tutta neler var neler. İnceledim onca yorumu edebi açıdan bir değerlendirme varmı diye mumla aradım. Ben mi ben de modaya uydum.
O bildik beylik laflar 'çok kötü bu da şiir mi ya da eline diline yüreğine sağlık' şeklindeki o beylik laflar varken yoruma da ne hacet.
Şiir iki açıdan değerlendirilir öz ve şekil olmak üzere. Burada ise sadece şairin adı, siyasi fikri, hayat felsefesi değerlendirmelerde en büyük etken. Büyük şairse her yazdığı da büyüktür. O asla kötü şiir yazmaz. Onu eleştirmek mi haşa sünme haşa. Neden hiisedilen şeyler yazılmaz şiir okunduğunda, acaba bazıları hiç bir şey hissetmiyor da hiisediyor gibimi yapıyor ya da bazıları da hiisediyor da yorumlara bakıp ta gerçeği söyleyemiyormu ?
İster rüştünü ispat etsin ister etmesin her şairin / şair adayının yazdığı satırlar şiir değildir.
Şiir öz ve şekil olmak üzere bu unsurların asgari özelliklerini taşımalıdır. Anlam bütünlüğü olmalı ve satırlar arasında bağlantı ve doğal olarak mantık kaidelerine riayet ve daha nice farklı unsurlar.
Neyse biz de bu sayfada ki modaya uyalım,
Elbette şair A kalite şair,
beğenmedim demek te ne haddiimize,
Yüreğine,
kalemine,
diline,
sağlık diyelim...
Attila İlhan Üstad'ın Anısına
Kalem kırıldı, gerçekten.
Damlamıyor okka'dan mürekkep,
Çırpınıyor Akdeniz, Ege, Marmara, Karadeniz,
Gemiler sessiz, geceler karanlık,
Aydınlığa giden yolda bir meşale,
Bindiği gemide tutulduğu fırtınalar,
Adını koyamadığı sevgiler,
Seksen yıllık br çınarın gövdesinde,
Dalından kopan bir yaprak gibi,
Ansızın sessiz ve derinden,
Hayat denilen bindiği geminin güvertesinden,
Attığı nadide mendiller ve dikensiz güller,
Şairim güle güle,
kalbimizdeki yerin gibi, ahir dünyada cennettir yerin.
Saygılarımla......
Henüz o şiiri yazamayan şair:
Dr İbrahim Necati Günay
her mısrası bir pencere açıyor.boşverin ne güzel söylemiş yurdum insanı...padişahın ardından da s.......ler.
Bu şiir ile ilgili 46 tane yorum bulunmakta