"bıraktığın gibi değil denizin sesi
bu gölge
bu telaş
bu kül bildiğin gibi değil
bir başka yakıyor su
eylül bir başka derin kraterden düşünce
nicedir sağır zamanlar dolaşıyor mevsimleri
gökyüzüne kör bir rüzgar esiyor
suskun bir toprağa düşüyor yağmur"
belki ben bir akşam üstüyüm İstanbul’da
düşlerimi sermişim boğaz’a karanfil renkli
belki günlerden en uzun eylül
bakışlarımda erimiş uzak şehirler
geç şimdi gözlerimi
bir kadeh Kız kulesi içelim tarçın bulutlarından
sonra surların dibinde gümüşten bir gece
belki İstinye’de ağlara takılan balık
Sarayburnu’nda kırılan dalga
zamanlardan en ağır zaman
belki ay düşer kararan sulara
avuçlarımda esmer bir hüzün
geç şimdi ellerimi
bir kadeh nasıl olduğunu anlat
/nasıldı eylül akşamlarının ipekten tülü
gecelerce örtündüğümüz ibrişim düşler/
sonra
geç yıldızları
Endülüs’ü geç
-hani
o saatler geri gelmiyor mu
sesin donduğu
sözün yarım kaldığı
korkaklığımızı yeniden yaşadığımız
unuttuklarımızı hatırladığımız-
anlat
nasıl kucaklar bizi İskenderiye limanları
nasıl düşer yağmur kum tanelerine
aşkla hasret arası
otuzeylülikibinonüç&istanbul
Nazan YinançKayıt Tarihi : 2.10.2013 14:31:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Kaç eylül geçti Galata Köprüsünden...
Çıkılır mı bir daha o Yüksek Kaldırımdan, Beyoğlu'na..
Hayallerini ardında...Umudunu Karaköy Rıhtımında bırakıp...
Yine, yeniden tebrikler Nazan Hanım...
bir kadeh kız kulesi içelim tarçın bulutlarından ... bu kelamlar geçilecek bir kelam değildi. TERİKLER .Selam ile.
TÜM YORUMLAR (105)