…
Ne işin var bu ait olmadığın yerde? Titriyor gözlerin, içinin sesi titriyor, acıyor ruhun başka hayatları yaşamaktan kendine. Yorgunsun ve hayli kederli bu gece, yalnızlık mı, hüsran mı bunun adı ne?
İçinde yaşayanların ışığı kadar aydınlığı; çoğu solgun, yorgun kıpraşıyor kimi az daha parlak kimi hepten koyu karanlık. Benzer benzemez hikâyeleri, kıyısında köşesinde yaraları bereleri, bazı bir sarmaşık tırmanır, bazısında birkaç tenekede sardunya vesair, ne sevinçleri ve kederleriyle birer yaşanmışlıklar vesikasıdır bu evler, kim bilir? Ama hemen hepsi bir giz abidesi, gelen geçmiş kalansa varla yok arası hiç yaşanmamış gibi. Kendine hayrı yok ama her biri yanındakini taşımaya çalışmakta hala bu yana bel vermiş bitişik yılgın yapılar yığını caddenin iki yanı, az ötede caddeyi kesen daracık bir sokak var, sokağın başında üşüyor rüzgâr.
Ürperiyorsun önce sonra anlık bir titreme derken ısınıyorsunuz aynı hislerle, incecik bir yağmur başlıyor, derin bir nefes alıyorsun, güzel bir koku aşağı doğru yürüdükçe. Derin uykularından geçiyorsunuz rüya gibi sokağın allak bullak, sonra kapılarda begonviller uyanıyor ayak sesinize, sert çizgileri yumuşuyor yüzünün, şafak söküyor, yepyeni bir gün başlıyor, deniz de duruyor yerli yerinde, hepsi bu kadar basit işte mesele yok o halde.
Ne taze ölüyü mezar.
Ne de şeytan, bir günahı,
Seni beklediğim kadar.
Geçti istemem gelmeni,
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta