Mekânsızlık ilinden bir ses geldi tenime,
Ruhum hayret eyledi bu daracık tenime.
Etten kemikten libas giydirdiler özüme,
Dediler: "Bak dünyada, gizli olan özüme."
Gönül mülkü geniştir, sığmaz cihân içine,
Âşık olan can atar Yaradan’ın içine.
Beden denen bu hırka, ruha bir dar kafestir,
Bu kafeste her nefes, aslı özler nefestir.
Topraktan dikilmişse bu fâninin donu ne?
Gel bak şu âdemlerin büründüğü donuna!
Vakti gelir sökülür ömür denen bu dikiş,
Giyinen elbet soyunur, Hakk’a doğrudur bu dikiş.
Ten tezgahında canı dokuyan sultan mıdır?
Göğsümde vuran şu kalb, kalb midir, aslan mıdır?
Beden giyen bu ruhu, bir ben miyim bilmeyen;
İçimdeki bu saray, han mıdır, devran mıdır?
Gökler yere eğildi, Engin Gönül’ü görerek,
Ruh hırkasını soydu, asıl yâre ererek.
Toprak canı gizlemez, can toprağa can verir;
Beden giydik dünyaya, bir gizli sır vererek.
ENGİN TOPKAN (22.05.2019)
Engin TopkanKayıt Tarihi : 25.07.2026 14:41:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.



