kendi emeği olmayan,
elleri nasır tutmamış insanların
avuçları hep başkasının cebinde gezer.
alın terini bilmezler,
ama ter kokusundan nefret ederler.
kendi sesi olmayanlar
en yüksek sesle bağırır başkalarının adını.
bir kralın gölgesinde durup
biz derler,
oysa çoğul olduklarını sanan
tekil bir hiçliktir.
bir aynaya bakamazlar uzun süre.
cam çatlar,
çünkü yüzleri ödünçtür.
kimlikleri,
bir başkasının üniformasının iç cebinde
katlanmış bir kağıt gibi durur.
özgürlük derler,
ama zincirin altın olanını severler.
boyunlarında taşıdıkları tasma
parlıyorsa
itaat onlara erdem gibi gelir.
bir sarayın duvarına yaslanıp
taşla övünürler,
taşı yontanın adını bilmeden.
bir zafer marşı söylerler
hiç savaşmamış ağızlarla,
ölmemiş, kaybetmemiş,
yenilmemiş gibi.
onlar mirası karakter sanır,
gürültüyü güç,
kalabalığı hakikat zanneder.
bir başkasının cümlesini slogan yapar,
sonra o cümlenin arkasına saklanır.
ama bilmezler.
başkasının ışığıyla parlayan
asla güneş olmaz.
gölge uzundur belki,
ama sabah mutlaka gelir.
emeğiyle yürüyen insan
sessizdir.
ayakkabıları eskidir,
ama yolu kendisinindir.
yanında kimse alkış tutmaz,
çünkü alkış başkasının icadıdır.
özgür insan
kimseden izin almaz
kendi adını söylemek için.
yanlış yapar, düşer,
ama düşüşü bile ona aittir.
ve bir gün
ihtişam çöktüğünde,
bayraklar indirildiğinde,
saraylar sessizliğe gömüldüğünde
geriye tek bir soru kalır.
sen kimsin?
işte o an
başkasının gücüyle övünenler
cevap veremez.
çünkü kendilerine ait
tek bir kelimeleri bile yoktur.
Mustafa Alp
01/03/2025 03.00
Kayıt Tarihi : 5.2.2026 22:48:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!