Tan yeri ağarırken üç beş balıkçı sahile geldiler.
Yamalı pantolonları, ayakları çıplak, yorgun,
Sarsak adımları, kançanağı gözleri uykusuzdular.
Viran, yaşlı bir tekneyle çala kürek denize açıldılar.
Karınları aç, cep cepken delik, lakin umutluydular.
Yırtılmış, yamanmış, hırpalanmışlıklarına inat edercesine,
Ya Allah, Bismillah deyip ağlarını mavi sulara saldılar.
Zülfü kimi ayağın koymaz öpem nigârum
Yohdur anun yanında bir kılca i'tibârum
İnsâf hoşdur ey ışk ancak meni zebûn et
Ha böyle mihnet ile geçsün mi rûzigârum
Devamını Oku
Yohdur anun yanında bir kılca i'tibârum
İnsâf hoşdur ey ışk ancak meni zebûn et
Ha böyle mihnet ile geçsün mi rûzigârum




Sabahın erken saatlerinde bir araya gelen balıkçılar… Çoğumuz onları özgürlüğünü doyasıya yaşayan özgür ve hep neşeli insanlarmış gibi görürüz. Oysa onlar kuşların bile henüz uyandığı o saatlerden başlayarak bir ekmek kavgası içinde olduklarını, kıyıda onların ne umutlarla beklendiğini belki düşünmeyiz bile. Onların çoğu kez kıt kanaat geçen yaşamlarına sıkıca bağlı olduklarını; isli kara bir tencerede kaynayan çorbanın bile mutluluk verebileceğini ne güzel bir dille anlatmış Sayın Dinmez Er. Kendisini yürekten kutluyorum.
(Tam Puan + Ant)
ne harika bir yazı okudum,günün yazısı şair,kocamanından kutlarım.yüreğinizin sesi hep çağlasın hep.
sevgiler içinde kalın e miiiiiiiiiiii
ÇEŞMEDE OLUPTA..BALIKÇILAR UNUTULURMU HİÇ....HARİKA B,R YAZI OKUDUM KALEMİNİZDEN...
GÖZLEMLEYEN YÜREĞİNİZE SAĞLIK. :)
SAYFANIZDA SAYGIMI BIRAKTIM...
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta