zaman geçer de değişir herşeyin dokusu
değişir de akıldan çıkmaz kokusu.
mahalle arasındaydı
bir ayağımız ona alışmıştı
ekmeğin, plastik topun gazete ve bisküvinin
kokusu birbirine karışmıştı.
bakkalımızdı kısacası
bizim bakkalımız.
nasıl ki kaldırımlar bizimdi
üzerindeki betona 21. 07. 1985 yazılı,
nasıl ki elektrik direkleri bizimdi
üzerinde kurukafa figürü olan
ve de asla yanmayan sokak lamabaları olan,
bakkalımız da bizimdi
ve de mahalleliye aitti.
bir veresiye defteri vardı akıllara ziyan
muhtarın kayıt defterinden daha kalın
sayfasının kenarları buruş buruş
okulda olsa öğretmenin kızacağı türden
illa ki ataçlanmak zorunda olduğumuz hani.
ne ararsan vardı bakkalda
ki öyle olmasa
bakkala önlüğü ile giren çocuğun
bir cetvel, bir pergel, bir de çikolata alacağım
reklamları dönmezdi TRT de.
cetvel de var, pergel de
don lastiği de var çelik tavada
kırtasiye de orası
tuhafiye de
züccaciye de.
hatta illegal PTT şubesi
PTT dedikse
bir telgraf çekmiyor sadece..
oradan telefon eder
oranın numarasını verirdik cümle akrabaya.
mahallede tek telefonu olan yerdi..
bir de;
sevgililerin buluşma noktası
ve de mektuplaşma yeriydi.
aylin,
mahallenin en güzel kalçalısı
az mı okuduk
ekmek sandığının altındaki mektuplarını,
yalan yok TEVFİK ağabey
kıskanıyorduk seni...
ne de güzel oluyordu elektriklerin kesilmesi
akşam vakti Elvan şişesinin üstündeki mum ışığında
mahallelinin mum alma sırasına girmesi.
ve de Bakkal Amcanın
herkese yetsin diye
herkese birden fazla vermemesi.
raflarda BİO TURSİL, VİM.
VİTAlar EVET ler tenekede.
kavanozda
kırmızı BAYRAM, mavi ÖZCAN.
ha bir de MİNTİ ve PEMBOlar.
erken saatte
dış kapıya fırıncı için bırakılmış ekmek sandığı
çoğu zaman erken gelirdik bakkala
bakkal açık değil ama ekmekler sandıktaydı.
oradan ekmeği alır
okul dönüşü de mutlaka söylerdik
sabah dört ekmek aldık diye.
hepsinden güzeli de;
eve giderken
o ekmeğin kafasından koparıp yemekti.
toptancılar uğrardı bakkala.
motor sesini hırıldayarak taklit ettiğimiz Bedfordla.
ikisinin de üzerinde mavi önlük vardı
hem toptancının hem bakkalın
kalemleri kulak arkasındaydı her daim.
veresiye defterinin küçük bir sureti de
veresiye yazdıranlarda vardı, ki
karşılıklı hesap tutulsun.
ve utana sıkıla hatırlatılan
sebebi malum
babana selam söyle
bir ara bana uğrasınlar.
eksilirdi ELVAN şişeleri
her gazozuna maçta.
çekirdek ve bisküvi satışı
cumartesi günü patlardı.
zira o akşam
TRT de tek yerli film oynardı.
ne barkod bilirdik
ne kredi kartı
ne de yazarkasa
fiş de almazdık hani
Ali-Ayşegül Atik hatırlatmasa.
ah bir de sepet sarkıtma yok mu balkondan
ne ehli keyif bir mevzuydu..
yoktu bakkala gitme molası
bizim balkona da uğrardı
Cemile Teyzenin Samsun cigarası.
................................
.......................................
................................
hangi birini anlatsam ki daha..
sonraları market diye birşeyler duyduk
çok sosyete bir isimdi bizim için
sonra süperleri çıktı
oysa biz, süperi, bakkala değil
CLARK KENT e yakıştırmıştık hep.
velhasıl güzel günlerdi.
önümde alışveriş arabası
bu şiir kaleme geldi.
Kayıt Tarihi : 17.07.2008 17:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




ne ehli keyif bir mevzuydu..
yoktu bakkala gitme molası
bizim balkona da uğrardı.....biliyormusun hasırının yarısı pırtık bakkal sepetim annemin bıraktığı mirasların en değerlisiydi....çocukluğumu özlettiniz yaa...ağlarım şimdi:bakkal sepetinden çıkmayan tipi tip sakızıma.....
TÜM YORUMLAR (2)