Bir kentin en kalabalık yerinde,
Cebimdeki son umut kırıntısıyla bir simit aldım bugün.
Yarısını ben yedim,
Yarısını senin gelme ihtimaline,
O hiç binmediğin otobüsün durağına bıraktım.
Kuşlar nasiplendi senin yokluğundan,
Zaten bu şehirde en çok kuşlar sevindi bizim ayrılığımıza.
Seninle biz;
Aynı filmin farklı seansları gibiydik.
Ben sabahın ilk ışığında,
Uykulu gözlerle perdede seni ararken;
Sen akşam galasında,
Işıklar altında başkasına gülümsüyordun.
Üstelik biletleri de hep ben kesmiştim,
Kendi yalnızlığıma en ön sıradan yer ayırarak.
Hangi sokağa sapsam,
Belediyenin yarım bıraktığı bir yol çalışması gibi kalbim.
Toz toprak içinde,
Üstüne "dikkat sevda çıkabilir" tabelası asılmış bir şantiye...
Sanki herkes bir yerlere yetişiyor da,
Sadece ben, senin o hiç gelmeyecek olan "belki"ni bekliyorum.
Aşk dediğin;
Birinin "gitme" demesini beklerken,
Onun çoktan valizini topladığını görmektir.
Sırtını dayadığın o koca dağın,
Aslında bir sahne dekoru olduğunu,
Işıklar sönünce fark etmektir.
Şimdi bir sigara daha yakıyorum,
Dumanı senin gidişinin yol haritasını çiziyor havaya.
Hangi yöne baksam,
Senin o hiç söylemediğin veda sözleri yankılanıyor.
Aslında biliyor musun?
Bütün mesele,
Senin çok güzel gülmen değil,
Benim o gülüşten kendime bir vatan yaratma çabamdı.
Kayıt Tarihi : 23.2.2026 00:00:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!