bir çıldırma anında bakıştık
donakaldı yeryüzü
sevmek bizimle daha da güzelleşti
düşlerimizde balıklarımızı izledik
asi ve güncel yaşamak iyi geldi mutluluğumuza
ne olduysa sesimden yoruldum
dışarıya hevesim kalmadı aniden
ağaçları eve getirmek istedim
kalbim eski bir kasım yağmuru kadar soğuk
göçler zamanlarını özleyerek
türküler söylemek istiyorum gidişine
sessiz sedasız
bakışları donuk
seninle taşlarla oynamak isteğimi reddettiğin gibi
sen giderken de gelirsin
bilmez miyim...
hiç gitmedin
hiç ama hiç gelmediğin gibi...
zamanın kölesi değilim
vasiyetimde yokluğun...
havada anız kokusu
çocukluğum kadar çaresiz ve korkağım
eski evlerimi öyle özlemişim ki
hangi pencereye yaklaşsam ağlıyorum
kağıttan uçaklarla bir ömür geçer sanmıştım
yanılmışım...
rüyalarımız tanıştı önce
bitirimdi heyecanı hoşsohbetli
gülüşlerimize taşıdığımızın
sevgilimden önceki köşe kapmacalarda
kıyardım kendime
saçlarımın terine
gözyaşlarımın tuzuna
şimdi can pazarı acelemin tek sebebi
kıyamıyorum sevgilime
ayrılıklar zengin...
baharda kuş ölüleri gibi sırıtıyorum yoksan
suskunluğumu susturamıyorum
ağaç gölgelerini sevmeyi öğrendim
uzayıp giden peyzajlarda
unutulmuş bir tebessümün
son sen olma teşebbüsüydü ortaokullu olmak
buz mavisi göğe bakarak adını haykırmak...
ellerime iğneler batıyor
ayaklarım mosmor
kar suları dolaşıyor damarlarımda
güneşe ihanet ediyorum
senden başka ışığım olsun istemiyorum...
Kayıt Tarihi : 1.9.2010 02:08:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!