HEYBEDEKİ SESSİZLİK
Bahçesaray’a yeni atanan kaymakam, göreve başlamadan önce ilçesini tanımak istiyordu. Ancak bunu makam aracının konforlu koltuğundan, devletin imkânlarıyla değil; halkın yaşadığı gerçeklerin içinden öğrenmek istiyordu.
Van merkeze ulaştığı gün, üzerinde sade bir kıyafet, elinde küçük bir çanta ile kendisini kalabalığın arasına bıraktı. Ne yanında bir koruma vardı ne de onu tanıyan biri… O gün o, sadece Bahçesaray’a giden sıradan bir yolcuydu.
Dolmuş durağına geldiğinde karşılaştığı manzara, daha yolculuk başlamadan ona Bahçesaray’ın nasıl bir yer olduğunu anlatmaya başlamıştı.
Durağın önünde bir dolmuş bekliyordu. Aracın kaportası yılların yorgunluğunu taşıyor, motorundan gelen ses sanki “Ben bu yolları çok gördüm” diyordu. Dolmuşun arkasına ve üst tarafına bağlanmış kazmalar, kürekler, halatlar dikkatini çekti. Kaymakam bir süre onları izledi. “Herhalde yolcuların kazma ve kürekleri” diye düşündü. Ama biraz sonra bunun bambaşka bir hazırlık olduğunu anlayacaktı.
Dolmuşun önünde uzun bir yolcu kuyruğu vardı. Kimi elinde torbasıyla, kimi sırtında yüküyle, kimi de soğuktan ellerini ovuşturarak sırasını bekliyordu. Herkesin gözünde aynı merak vardı: “Acaba bugün seçilecek miyim?” Çünkü burada mesele sadece dolmuşa binmek değildi. Dolmuş şoförü, kalın montunun içinde, yılların verdiği tecrübeyle yolcuları tek tek inceliyordu. Sanki yolcu almıyor da zorlu bir dağ seferine ekip kuruyordu. Önüne geleni baştan aşağı süzüyor… Boyuna bakıyor… Omuzlarına göz gezdiriyor… Yaşını başını hesaplıyor… Bazen de hiç çekinmeden pazularına dokunuyordu. “Sen geç.” diyordu. Seçilenler gururlu bir şekilde dolmuşa biniyor, seçilemeyenler ise hafif bir mahcubiyetle kenara çekiliyordu.
Kaymakam şaşkınlık içinde olanları izliyordu. “Bu nasıl bir yolcu alma yöntemi?” diye içinden geçirdi. Sıra ona geldi. Şoför önce ayakkabılarına, sonra yüzüne, ardından omuzlarına baktı. Birkaç saniye sessiz kaldı. Sonra elini uzatıp omzuna dokundu. Bir de kolunu yokladı. “Tamam beyim, sen de geç.” dedi.
Yılların tortusu çökmüş yüzüne
Alnını güneşe serecek adam
Uykusuz ranzalar suskun voltalar
Geride kalacak ve ah hüzünle
Bir gül gibi savrulup gülecek adam




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta