“İki Heceye Sığmayan”
Yalnızlık,
insanın içine usulca çöken bir akşamdır bazen.
Ve sen, baba,
o akşamın en sessiz yerinde eksik kalan ses…
Ben yanındayken sen yoktun,
sen yanımdayken çoğu zaman ben.
İnsan,
şöyle doya doya sarılmak ister değil mi?
En kalbinden, en derin yerinden,
can evinden bir sıcaklığa.
Hep hayaliyle yaşadım
en sade, en gerçek anın:
“Baba, seni çok seviyorum” demenin.
Ama en çok
en hüzünlü hâlimle sustum.
Telefonun öte ucunda
titreyen sesin hâlâ kulaklarımda.
Bir cümleyle başlar,
bir sessizlikle kopardın içimi.
“Oğlum, tek derdim sizsiniz…
siz iyi olun, biz hep iyiyiz.”
Ve bilirdim,
“iyiyim” dedikçe
iyileştirmeye çalıştığını bizi.
Acının ortasında bile
kendini değil, bizi sarardın sözlerinle.
Son demlerinde…
ah, o son demlerinde
yanında olup
iki kelimeyle özetlemek isterdim her şeyi.
“Baba…”
demek yeter miydi?
Bilmem.
Seni giderken biraz anladım.
Ama anlamak mümkün mü seni?
Onu hâlâ bilmiyorum.
Akıllı babam,
dünya kendini sevdiremedi sana.
Sen yüzünü başka bir yere çevirdin;
kalbini ukbaya yazdın.
“Evlatlarımdan razıyım” derdin,
“hep razıyım…”
Baba,
biz senden zaten razıyız.
Aksi ne haddimize…
Süleyman’dan sana,
senden bana kaldı bu isim, bu yük, bu sevgi.
Ve yine senden
bir Hasan’a uzanan bir iz kaldı.
Babam…
sen varsın.
Ve hep var olacaksın
kalbimin en derin, en serin yerinde.
Yokluğunda
kendimi buldum ben.
Ve biliyorum,
artık kapımı çalmıyorsun…
Sadece rüyama misafirsin.
Gecenin en sessiz yerinde,
ansızın geliyorsun yanıma,
ne bir ses, ne bir iz
sadece kalbim tanıyor seni.
Uyanınca
bir eksiklik düşüyor içime,
sanki dünya yine
yarım kalıyor.
Baba…
iki heceye sığmayacak kadar
Yüce yüreklim babam
Kayıt Tarihi : 1.07.2021 23:52:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




TÜM YORUMLAR (2)