Baba
Her şey o kadar gerçekti ki...
Gözlerimi kapattığımda kendimi bir anda onun yanında buldum.
Babam oradaydı.
Yüzünde o çok iyi bildiğim,
içimi ısıtan şefkatli tebessümü vardı.
Sanki araya o soğuk ayrılık hiç girmemiş,
onu hiç kaybetmemişim gibi yanına gittim.
Birlikte omuz omuza yürüdük, gezdik.
Uzun uzun dertleştik; sesini duydum,
kelimelerine tutundum.
Sonra o çok özlediğim kokusunu içime çekerek sımsıkı sarıldım ona.
O an zaman dursun, bu rüya hiç bitmesin istedim. Dünyanın en güvenli yerindeydim; babamın kollarında...
Ama her güzel an gibi,
bu rüyanın da bir sınırı vardı.
Bir ara adımları yavaşladı.
Gözlerime o tanıdık,
hüzünlü ama kabullenmiş bakışıyla baktı ve usulca, "Artık gitmem gerekiyor," dedi.
Sanki içimden bir parça koptu o an.
Büyümüş olmam hiçbir şeyi değiştirmedi;
içimdeki o küçük, çaresiz çocuk uyandı.
Boğazımda düğümlenen, titreyen bir sesle yalvardım ona:
"Gitmesen olmaz mı? Biraz daha kalsan..."
Ona uzanıp tutunmaya çalışırken,
gözlerim odanın karanlığına açıldı.
Nefes nefeseydim ve ellerim boşluktaydı.
O sımsıcak, huzur dolu rüyanın yerini,
gerçeğin o buz gibi ve ağır sessizliği almıştı.
Babam yoktu.
Göğsüme koca bir taş oturmuş gibi yatakta doğruldum.
Burnumda hâlâ onun rüyadaki kokusu varken,
yokluğunun o devasa boşluğu odayı doldurmuştu. Gözyaşlarım süzülürken içimde kalan tek ve en güçlü istek şuydu:
Kalkıp koşarak ona gitmek, o toprağın başına çökmek ve rüyamda sarıldığım babamın yerine,
o soğuk mezar taşına doya doya, sımsıkı sarılmak...
Kayıt Tarihi : 8.08.2026 23:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Gördüğüm bir rüyanın izini süren bu kısa metin, yapay zekânın da editoryal katkısıyla bir deneme-öykü formuna büründü. Dizelerden değil, zihnimdeki imgelerden beslenen bu rüya kesitini sizlerle paylaşmak istedim.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!