Sazlığından koparılan bir ney gibi ruhunu d/inleyerek yürüyorum masivanın sokaklarında.
Üzerimde hayretten bir libas var sevdiğim,
Bab-ı esrar'ın kırk kilitli kapısı var.
Ne âh bâki, ne eyvâh!
Herkesin üzerinde s/aklanmış bin bir gün/âh...
Göğsümün göğünde dolaşıyorum sevdiğim.
Hani birine adım atsam kirlenecek gibi iyi niyetlerim,
Terk edecek gibi beni koruyan meleklerim.
Âr ediyorum ruhumun bu kadar âşikâr duruşuna
Ve hayret ediyorum bunca g/iz barındırıyor oluşuna.
Bir eşikteyim şimdi; kelimelerin bittiği, sükûtun genişlediği...
Adım atsam derya, dursam yangın...
Sustukça büyüyor içimdeki o muamma,
Bilmem hangi anahtar açar bu kadim tılsımını gizin?
Ben ki kalbimin gurbetinde bir seyyah,
Arzda bir avuç toprak, ummanda bir katre su, gerisi hep hû...
Şimdi bir y/olun tam ortasındayım.
Hem mülteciyim bu handa hem de tüm mülkler benim bulunduğum an'da!
Gizemini çözemediğim bir k/ayıp bu.
Bendeki beni arıyorum, o ilk nefesin kaybolduğu sokakta...
Hayretim tenlerde değil artık, ruhunun ruhuma değdiği anlarda...
Ruhumun aynası kırılmış da parçaları kaburgalarıma batmış gibi...
Soruyorum kendime;
Bu kadar aşikârken nasıl s/aklanır insan, bunca gölgede?
Kayıt Tarihi : 25.05.2026 00:12:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!