Bir ömür mihrapta eğilmiş alnın secdesi,
Taştan daha sabırlıydı sabrın hecesi.
Ne maaşın hesabı, ne dünyanın hırsı,
Aziz Öztürk dediler; bu milletin sesiydi.
Çocukken yoksulluktu ekmeğin yarısı,
Annesi dua, babası sabır mirası.
Kara kışlar içinde yandı ilim ateşi,
Bir kandil gibi sardı köy köy geceyi.
Minberde söz olurdu, sözde yara izi,
Hak deyince titrerdi zulmün dizleri.
Ne alkış bekledi, ne adını yazdı taşa,
Bir Allah rızasıydı bütün telaşa.
Dağ köyünde ezandı, şehirde nasihat,
Bir çınar gibi durdu; kökü kanaat.
Cebinde yokluk vardı, gönlü servet dolu,
Aziz Öztürk yürüdü dosdoğru yolu.
Bebek’te bir mihrap vardı, çağırdı da varamadı,
Baba sözü dağ gibiydi, önüne durdu aşamadı.
İstanbul uzaktı ama kader daha yakındı,
Aziz Öztürk boyun eğdi; hevesini taşımadı.
Nice genç savrulurken çağın selinde,
O tuttu istikameti Kur’an elinde.
Bir nesil yetişti dizinin dibinde,
Adı kaldı duanın en saf yerinde.
Şimdi saçlar beyaz, omuzlar yorgun,
Ama alnı hâlâ secdeye uygun.
Bir ömür tüketti, kendini değil,
Aziz Öztürk yaşadı; dünyaya etmez meyil.
Kayıt Tarihi : 22.1.2026 16:53:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!