Yalnızlık, çoğu zaman yanlış anlaşılan bir hal. Sanki bir şey eksikmiş gibi... Sanki tamamlanmak için illa bir başkasına ihtiyaç varmış gibi öğretiliyor insana. Oysa bazı anlar vardır ki, kalabalığın ortasında bile daha yalnız hissedersin. Ve bazı yalnızlıklar vardır ki, içinde o kadar sen vardır ki... Başkasına ihtiyaç bile duymazsın.
Çünkü yalnızlık, çoğu zaman bir kaçış değil; bir buluştur. Kendinle. Gerçek düşüncelerinle, bastırdığın duygularla, unuttuğun hayallerinle. Sessizlik içinde kendi sesini duymaktır. Yavaşlamaktır. Koşturmaktan vazgeçmektir. Ve belki de ilk kez, dışarıda değil içeride huzur aramaktır.
Yalnızlık korkutucu değildir aslında. Sadece biz ona anlamlar yüklemişiz. Eksik olmak, terk edilmek, unutulmak... Oysa yalnızlık çoğu zaman bir özgürlüktür. Kendi kararlarını alabilme, kendi enerjini koruyabilme ve kendini sevebilme şansıdır.
dinlemek,
sessiz bir anlayıştır;
duyduğun değil,
hissettiğindir aslında.
tahammül,
Tarihte nice devletler kuruldu…
Nice devletler yıkıldı.
Ama o devletleri kuran millet yaşadığı sürece…
yeniden bir düzen kurmayı bildi.
Çünkü aslolan devlet değil, millettir.
Devlet, millete hizmet ettiği sürece anlam taşır.
bu gece kahvemi içtim eski bir kupadan
dibinde sen kalmış gibiydin
bir yudum alıp yılları yuttum
dilim yandı zamanla
dudaklarımda kalan acı
akşamın son ışığı gibi soludu
hayatta, senin hayatında,
o hayatın içindeki sen de,
kayda değer bir şey yok aslında.
sonsuz boşluğun maviliğinden
kırmızıya çalanlarız,
çalıntı olanlarız.
bir sabah uyandım
gözlerim kapalıydı
bir sokakta yürüyordum
yolun sonunda bir çocuk vardı
elbisesi yırtıktı ama gülüyordu
yavaş yavaş bende, yok oldum sende
bitmeden bence..
nefestin bende, daraldım sende
yormadan bence..
zor olduğunu sende söyle
dillerim susuyor, gözlerin bakıp dururken;
birbirimize söylemediğimiz şeyler vardı,
mesela ben annemi nasıl gömdüğümü
sen bana nasıl yalan söylediğini
anlatmadık.
ama içimizde tuttuğumuz şeyler
göğsümüzde mezar kazdı.
Hazirandı anne,
kiraz dalları boynuma dolanırdı çocukken
şimdi o dallar bile kurudu
içimde yanmış bir orman
içimde kışın kırık aynası var
kokun yastığımdaydı bir zamanlar
dilimde bir hapishane;
sanki içinde binlerce mahkûm cümle.
tamamlarım diye arşivlediğim,
cümleler gibi hissediyorum kendimi.
kimsesiz ve eksik...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!