Efsanelerin var bin yılı aşkın,
Geçmişten bugüne yol Kapadokya
Suyun ab-ı hayat, çağlayan taşkın,
Sonsuzluğa akan, sel Kapadokya.
İnançlı insanlar, korunmuş gelmiş,
Ah! Hazreti Hüseyin yandık! Üzerinde ok,
Delik deşik bedenin yaraların öyle çok,
Sarsılıyor bu evren böylesine zulüm yok,
Ya Muhammed! ya Ali! perişanız hastayız,
Sabah ezanında kapılar çaldı,
Yüreklerde sızı Kırım sürgünü.
Ruslar tüfeklerle içeri daldı,
Yüreklerde sızı Kırım sürgünü.
Önüne gelene dipçikle vurdu,
Korkuyorum ben zaten, böyle korkağım,
Anlaşılmaz, karanlık, ıssız sokağım.
Şuramda bir sizi var, canımda mısın?
İhtiyacım olunca, yanımda mısın?
Hayat öyle muamma, kolay kolay çözülmez,
Neyin ne olacağı bir bakışta sezilmez.
Bir rahat günü de yok dert üstüne dert ekle,
Anlaşılan bu dünya devamlı mücadele.
Kırım Türklüğüne en büyük gurur,
O Mustafa Cemil Kırımoğlu’dur.
Yüreklerimizde yeni bir huzur,
O Mustafa Cemil Kırımoğlu’dur.
Düşünmez ölümü, bilmez korkuyu,
Baharda yeni açan çiçeğin kokusunda,
Ne sen varsın sevgilim ne de senden bir eser.
Beyaz, kırmızı, sarı güllerin dokusunda,
Ne sen varsın sevgilim ne de senden bir eser.
Gittiğin her yerde ben arayıp durdum seni,
Yurdumun dört yanına saçılmış bir incisin,
Bayraksın öğretmenim, sevdasın öğretmenim.
O kadar kıymetlisin gönlümüzde birinci
Gözümüzün nurusun, gönlümüzün sevinci,
Bayraksın öğretmenim, sevdasın öğretmenim.
Bahçelerde gülüm yollarda tozum,
Uğrunda ölesim, ölesim gelir.
Ekmeğim, aşımsın, soframda tuzum,
Uğrunda ölesim, ölesim gelir.
Saçları tarayan olurum tarak,
Bazen bir okyanusum, bazen sessiz durgunum,
O ışık ışık bakan, gözlerine vurgunum.
O manalı gözdeki, pırıltı beni vurur,
Ruhuma güneş doğar, gözümde yaşlar kurur.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!