Kelimeler dilinin pervazlarına yuva yapar,
Sözcükler takılır dişlerinin arasına,
Boğazına çöreklenir bir yumru,
Yutkunmak acı verir sana;
İşte o zaman anlarsın yalnızlığını.
Pencerenden girmez beklediğin aydınlık,
Sigarandan derin bir nefes çekip önüne koyarsın şapkanı.
Düşlerin rutubetli duvar çatlaklarının arasında kaybolur;
Tavan arasına saklanmış bir toz zerresi gibi çaresiz kalır umutların.
Göz bebeklerinin içinde intihar eder gölgeler,
Bir aynanın sırrını dökmesi kadar sessiz,
Ve aynadaki suretine yabancılaşan elin titreyem boşluğu kadar derinleşir acılar
Masada unutulmuş bir anahtarın paslı yalnızlığını yaşarsın;
Duvar saatine asılı kalmış, tıkırtısı eksik bir an gibi sessizdir zaman.
Kelimelerin kıyısında boğulan gemilerin sessizliği kulaklarını tırmalar,
Yüreğinde demirleyen o dipsiz, soğuk limanda kaybolursun.
Yüzüne vurur ihanetin soğuk elleri;
Bedeninde aşk kol gezerken, onu kesip atmak zor gelir.
Ayak izlerini silerken gecenin siyah mürekkebi,
İçine sığdıramadığın o devasa boşlukta,
Kendi sesinden kaçan bir notanın kırıklığı yankılanır.
Kimsesizliğin ortasında dikilen,
Kök salmış bir ağacın kışa teslim olan yaprakları gibi sararıp düşersin;
İşte o zaman anlarsın, ayrılık ne demekmiş.
08.07.2026 10:47
Kayıt Tarihi : 8.07.2026 11:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!