Saatler takriben aynı çok uzun bir yorgunluğun ardından yapayalnız kalmış bir kadın içinde sessizliği korumakta körfeze bakan büyük pencerenin ardında dalmış gözleri denize doğru... Bu sefer kadehlere küsmüş almamış bir yudum alkol elinde sigarası more bir onun tutsaklığında birde ağlamıyor kadın kararlı...
Tanıyor biliyorsun elinden tutup sıkılıncağa kadar yürüdüğün o çiçek satan kız çocuğunu nasılda akıllı nasılda kararlı birkaç buket çiçeğini satmak adına ve içinde sakladığı büyük korkusuyla...
Seyrederken yağan yağmur sonrası geceyi demekki birisi varmış baktığı noktada kalabalıklarda yalnız,tıpkı pencerenin ardındaki kadın gibi biriktiriyormuş beynine hucum eden kelimeleri paylaşmak için önce klavyenin tuşlarına sonrası ya sonrası?
Birkaç gün öncesi kalabalık evinde sevdiklerinle paylaşırken neşeyi şimdilerde kocaman bir sessizlik kahreden yalnızlık duvarlar tokat üstüne tokat atarken en çokta yüreği üşüyordu...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




BİLİRİM YÜREK ÜŞÜMESİNİ
TEMMUZ SICAKLARI BİLE ISITMAZ
Kutlarım FİGEN hanım
Harika bir makaleydi
Nerelerdesin allah aşkına
Özledik temiz sıcak duygularını
Özledik
Hormonsuz
Şiirlerini
Makalelerini
elinize ve duyarlı yüreğinize sağlık,
kaleminiz daim olsun...
Anlamlı bi şiir olmuş kutlarım Abla
hörmet ve taktirlerimle mutluluk ve
başarılar dilerim
Gözlem ...
yaşamın en anlamlı değerlerine karşı duyarlılık...
ve istek...
nesirdeki adımalrdna bir kaç tanesi...
başarılar değerli kalem...
Bu şiir ile ilgili 4 tane yorum bulunmakta