Ayna-i Hâyal Şiiri - Kara Çocuk 2

Kara Çocuk 2
88

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Ayna-i Hâyal

(1)
Feride’nin hüznüyle, odaya keder siner,
Duvardaki gölgeler, mahzun bir çarka döner.
Bir köşede oturmuş, dizleri çekik çocuk,
Sanki koca kâinat, onun kalbinden küçük.

​(2)
Gözleri kömür gibi, bahtı geceden kara,
Yüreğinde açılmış, ezelî derin yara.
Çalıkuşu ağlarken, o cama yaslar başı,
Gözlerinde parlıyor, umudun sabır taşı.

​(3)
Pencerenin ardında, zifiri bir kör boşluk,
Lakin camda bir ışık, sanki ebedi hoşluk.
Gümüşten bir tepsi var, tam karşısında duran,
Çocuğun hayâlini, tam on ikiden vuran.

​(4)
"Oraya gideceğim!" der, parmağıyla çizerek,
Yıldızları reddedip, bir tek onu severek.
Ne mesafe korkutur, ne yolların tuzağı,
Sanır ki bir adımlık, o göklerin uzağı.

​(5)
Zaman bir rüzgâr gibi, camdaki buğu oldu,
O simsiyah saçlara, ansızın karlar doldu.
Mevsimler yaprak yaprak, takvimlerden döküldü,
Çocukluk libasları, birer birer söküldü.

​(6)
Şimdi aynı koltukta, bir ihtiyar "Zemzeme",
Aldırmaz geçen yıla, gam yüklü bunca deme.
Beden rükûya varmış, lakin ruhu çok dinçtir,
Gözündeki o heves, dünkünden de sevinçtir.

​(7)
Bastonuna yaslanıp, bekler vuslat anını,
O camdaki şavk için, verir tatlı canını.
Ölüm meleği gelse, dese "Vakit tamamdır",
Der ki; "Ona varmadan, gitmek bana haramdır."

​(8)
Herkes göğe bakarken, o camda dua eder,
Bilmeyenler hâline, "Divane olmuş" der.
Sanırlar ki semada, bir yıldıza tutulmuş,
Oysa sırrı bambaşka, bir hayâlde yutulmuş.

​(9)
Bir gece dışarısı, zifiri zindan olur,
Ne Ay kalır ne yıldız, hepsi birden kaybolur.
Lakin camdaki o Nur, sönmez, parlar derinden,
İşte o an hakikat, oynar yerli yerinden.

​(10)
Meğer gökler boş imiş, feza bir yalan imiş!
Camda parlayan o Ay, arkamda kalan imiş!
Ben göğe hiç bakmadım, başımı kaldırmadım;
Senin yüzünmüş Leyla... Başkasına yanmadım!

Kara Çocuk 2
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 22:16:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!