(1)
Feride’nin hüznüyle, odaya keder siner,
Duvardaki gölgeler, mahzun bir çarka döner.
Bir köşede oturmuş, dizleri çekik çocuk,
Sanki koca kâinat, onun kalbinden küçük.
(2)
Gözleri kömür gibi, bahtı geceden kara,
Yüreğinde açılmış, ezelî derin yara.
Çalıkuşu ağlarken, o cama yaslar başı,
Gözlerinde parlıyor, umudun sabır taşı.
(3)
Pencerenin ardında, zifiri bir kör boşluk,
Lakin camda bir ışık, sanki ebedi hoşluk.
Gümüşten bir tepsi var, tam karşısında duran,
Çocuğun hayâlini, tam on ikiden vuran.
(4)
"Oraya gideceğim!" der, parmağıyla çizerek,
Yıldızları reddedip, bir tek onu severek.
Ne mesafe korkutur, ne yolların tuzağı,
Sanır ki bir adımlık, o göklerin uzağı.
(5)
Zaman bir rüzgâr gibi, camdaki buğu oldu,
O simsiyah saçlara, ansızın karlar doldu.
Mevsimler yaprak yaprak, takvimlerden döküldü,
Çocukluk libasları, birer birer söküldü.
(6)
Şimdi aynı koltukta, bir ihtiyar "Zemzeme",
Aldırmaz geçen yıla, gam yüklü bunca deme.
Beden rükûya varmış, lakin ruhu çok dinçtir,
Gözündeki o heves, dünkünden de sevinçtir.
(7)
Bastonuna yaslanıp, bekler vuslat anını,
O camdaki şavk için, verir tatlı canını.
Ölüm meleği gelse, dese "Vakit tamamdır",
Der ki; "Ona varmadan, gitmek bana haramdır."
(8)
Herkes göğe bakarken, o camda dua eder,
Bilmeyenler hâline, "Divane olmuş" der.
Sanırlar ki semada, bir yıldıza tutulmuş,
Oysa sırrı bambaşka, bir hayâlde yutulmuş.
(9)
Bir gece dışarısı, zifiri zindan olur,
Ne Ay kalır ne yıldız, hepsi birden kaybolur.
Lakin camdaki o Nur, sönmez, parlar derinden,
İşte o an hakikat, oynar yerli yerinden.
(10)
Meğer gökler boş imiş, feza bir yalan imiş!
Camda parlayan o Ay, arkamda kalan imiş!
Ben göğe hiç bakmadım, başımı kaldırmadım;
Senin yüzünmüş Leyla... Başkasına yanmadım!
Kayıt Tarihi : 2.1.2026 22:16:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!