Sen giderken,
Darmadağın oldum ben...
Sen giderken,
Can suyum da gitti.
Arkadaşım...
Gönül sırdaşım...
Hüznümde bir mayın patlaması
Kuşlardaki menekşe kokusunu,
Gökyüzündeki yıldızları,
Düşlerimdeki seni getirir bana...
Yüzümdeki sürgün gülümseyişim,
Bir yaşına daha girer her gece...
Artık mümkünse dökülmesin gözyaşlarım
Dayanacak gücü kalmadı yüreğimin...
Karanlık almasın beni bağrına
Boşalan bardaklar dolsun meyle
Sen sar ben hoş olayım...
Al beni koynunda uyut
Gel gönlüm.
Gel...!
Oturalım bugün de karanlığın koynuna.
Soralım ama bu sefer;
Bakalım ne istiyor bizden...
Cansa verelim...
Bütün seslenişler içimde intihar adımlarıyla kalkmışken ayağa,
Gözlerimin iklim gülmesinden geriye kalan;
Kırılgan ve edalı bir bakışta,
Masum yüzlü bir çocuğun gözlerine dokunurken gözlerim
İçimde nasıl da üşüdü yalnızlığım…
Aslında bu yalnızlık değildi, biliyordum...
Zamansız ve amansız girdin hayatıma...
Sonra;
Önce gözlerim öksüz kaldı yokluğunda,
İnce bir sızı var içerimde
Yaşlanıyor muyum acaba?
Her şeyi yapabilirim gibi geliyor amma
Hiçbir şey yapamıyorum…
Hücrelerim bölünüyor kısım kısım
Sevdiğim…
Bitti diyorsun ya sen…!
Vaz geç benden…
Unut diyorsun…
Deme öyle sevdiğim;
Sabrım düşlerin yalvarmasına düşüyor
Ah…
Türküler değil mi?
Sılada ayrılık, gurbette özlem
Toprak gibi buram buram hasret kokan
Anamız, bacımız, karımız, kızımız, oğlumuz….




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!