içsel bir dokunuş mısralara
sessiz çığlıkların yüze çarpması gibi
anlatmak lazım
var olan içselliği
kelimelerde oturmalı şiirselliğe
sessiz çığlık seslenmeli elbet...
Kaç seher vakti geçti
Leylim ley baharlar
Hazanı alıpta koynuna
Döküldü sararan yapraklar
Kelebekler çoktan gitti
Kış geldi yağdı karlar
Alıştım galiba sana
Bir adım ötesi gurbet
Varlığın derin hissiyat
Susarak yaşanacak
Gözlerden uzak
Gerçeklerden ırak
Her gün çokça ölüyoruz.
Bir gün bedenimiz ölüyor
diğer gün ruhumuz.
İnsanlığımızda ölüyor çoğu zaman.
Kaybediyoruz.
Yenik düşüyoruz kendi kendimize.
Çölde kalsan
Bir yudum su vermeyecek insanları
Getirip ömrümüzün
En güzel yerine
koyuyoruz ya
İşte ona anlam veremiyorum bir türlü
Bende etten kemikten bir insan oğluyum.
An gelir dilimin döndüğü sözleri dile getiririm.
Zaman gelir gözümün gördüğü güzellikleri anlatırım.
Bazen de öyle zaman gelirki gönlümün istediklerini yazarım.
Dedim ya bende bir insan oğlu insanım. An gelir güler, bazen ağlarım. Zaman gelir yazarak anlatırım, bazen de konuşman susarak haykırırım.
Aydın Gürz
Kaç rüyaya sığar
Bir hayal kırıntısı
Kaç insan çalar
Bir başkasının düşlerini
Kaç adam güler
Bir kadının düşüşlerine
Mavi yalanlar içinde doğru kalan taraflarım. Ah az bir insan olabilsek, sonrasında iyi insanda olacağız.
Aydın Gürz
İnsan var
Yaranı sarar
İnsan var
Yarana tuz basar
İnsan var
İlacına su getirir




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!