Sıcak bir simitmiş, kokuyor
Açılan gün; sabahları.
Sarmalından, ince ince,
Susam susam dökülüyor,
Güneşin genç ışıkları,
Son nefesimde,
Dudakların olacak, beynimde.
Yine öpecek bekaretini düşlerimin.
Sana kanayacağım,
Azrail’e bırakmayacak,
Yüreğimi, azı dişlerin.
Düşlerimin prensi,
Her doğan gibi;
ilk yarışın bir-incisi.
Biricik oğlum.
Dünyadaki en mutlu spermim.
Seviyorum seni.
Hiç bir şey dediğin,
Hiç bir şey mi?
En azından, satır araları,
Söylenemeyen, saklanan..
Adından tırstığımız,
Gün batımı terk eden,
Kızıl saçlı,
Biraz kadın,
Biraz sen.
En koyu gölgesisin,
Şerbetlenmiş felek ısırganına,
Nektardır, ağulu teri.
Çıyanlar beslemiş
Çöllerde sulamış yüreğini.
Gözler hala doğuda,
Ayaklar; okyanus mavi.
Güzeldi,
Sonsuzdu,
Yalnızdı.
Ve en ilk ve en sondu.
"Ol" dedi,
Pişmandı,
Şen nakaratlı kahkahalar kalır,
Cam kılığındaki zamandan,
Diktiğimiz kumdan kale gölgesine.
Uykularda büyür, yaşlanır, hazırlanırız;
Yok sayıp kısalttığımız gecenin rengine.
Cehaletin güven kokan çığlığı sözlerin.
Bir nefes artığında,
çözüvermişsin denklemlerini tüm evrenin
Tükenişinde yazılıyor aklımın sonbaharı
Açılan kurşun kalemin.
İnsanlar vardır,
Sığ sularını bulandıran;
Derin görünsün diye.
O an,
Usa vurup;
'umutların üşüdüğü andı've'giyotin düşmeden ölünür'adlı şiirleriniz harikaydı.giyotinde olmak nasıl bi duygu yaşayan bilir heralde ancak degilmi? diger şiirlerinizde güzel dir heralde...