Asrın Felaketi , 6 Şubat
Saat 04.17…
Gece, bir daha sabah olamayacak sanıldı.
Uykunun en savunmasız yerinde
toprak silkindi,
duvarlar birer feryat gibi çöktü üstümüze.
On bir şehir aynı çığlığı attı,
aynı anda binlerce kalp durdu, milyonlarca hayat yarım kaldı.
Dokuz saat sonra
acı yeniden yokladı kapımızı…
Daha ağıtlar bitmemişken,
tozun dumanın üstüne
bir gökyüzü daha çöktü.
Hatay kül oldu,
Malatya, Maraş yıkıntı,
Adıyaman sustu…
Bir şehir değil,
bir vatan göçtü
yüreğimizin içinden.
Çocuklar sabaha yetim uyandı,
anneler evlatsız,
babalar kimsesiz kaldı.
Bir gelin, gelinliğini değil kefenini aradı,
bir baba, seslenen oğlunu bulamadı.
Soğuk vardı…
kışın merhametsiz yüzü.
Evsizliğin ayazı,
susuzluğun dili tutulmuştu.
Ekmek yoktu,
su yoktu,
umut bile donmuştu.
Arabada uyuyan hayatlar,
vagonda titreyen hayaller,
çadırda sabaha ulaşmaya çalışan dualar…
Sokaklar mezar sessizliğindeydi.
Elli üç bin can…
Rahmet-i Rahmân’a emanet.
İsimleri taşta değil,
kalbimizin en derin yerine yazılı.
Ey 6 Şubat…
Sen takvimden silinmezsin.
Sen, bu milletin
en uzun gecesi,
en ağır duası,
en derin yarasısın.
Unutmadık…
Unutmayacağız…
Toprağa düşen her can
bizim vicdanımızda
sonsuzca yaşayacak.
Kayıt Tarihi : 8.2.2026 11:33:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Kahramanmaraş depremlerini yaşamış biri olarak yazdım




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!