kıraçlanan yüzümde sabahlıyor züppe karanlık
elem ve keder boy verip tırmanıyorlar
düz duvarlara
solgun hüznün esrarında durgun vakitler
porselen bir biblonun ağzında isli duman
gecenin mahreminden sırları doğuruyor kırlangıçlar
taş kaldırımlardan sek sek geçiyor dışarda yağmur
penceremde buğusu mor karanfil yuvası
güneşsiz rüzgârsız üşüyorum
mevsimlerden güz aylardan Ekim
bronz bir soğukluk tokat gibi çarparken yüzüme
Tanrının tebessümü eksik zamanın içinde
annem pötikareli mutfağın külkedisi
ne pişirirse pişirsin
doymuyoruz
babam
kapı önüne getirip
karanlığın zil takan güllerini bırakmış
hava ayaz mı ayaz zannedersin zemheriden bir dünya
kırlangıçlar beni ağlarken görmüş olmalı
gözyaşımın başucuna yastığıma birkaç yeşil dal bırakmışlar
annem hep küskün yeşil boyalı kapıya
kapının kolunda buzdan sarkıt çiçekler
kim dokunursa dokunsun
eline yapışacak
donuyorum
uzun ve soğuk geceler
sıcak bir mendil açsam yüzüme
içimdeki kupkuru bahçeleri ıslatır mı bilmem
dışımdaki aynanın sızısı odadan odaya
gezinirken
babam aslanlı konsola genetik bir vasiyet
vasiyetin yanına tüm sonbaharları silip süpüren bir hatıra bırakmış
gözlerinden gözlerime yemyeşil bahar
.
710202502:30
Ayşe UçarKayıt Tarihi : 23.05.2026 00:44:00
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!