Dalgaların başlatıp denizin serildiği kumsalda ay tutulması yalnızlığım bir yana,
Bir yana, yolumu tutan baştan başa papatya dolu kırların kefen örtüleri.
Çöl toprağına inen güneşin altında tutunmuşum kızgın demirlere
Umutsuz bakışlarım dolanıp durdu yorulmasız gökyüzünde kuşların yerine.
Saçlarımın harlı duruşu bir nehrin kenarında dinlenir.
Katı gövdesi yakıyor havanın güz sarısı ekinler dönüşmüş yemyeşilden.
Hayretten donup kaldığım,
Beni bu eylül öldürecek
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.
Devamını Oku
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.



