Bir vedaya sığdırdın, omuz omuza taşıdığımız o ağır günleri;
Tek cümleyle susturdun içimde yıllardır kanayan sızıyı.
Ardına bakmadan kazıdın adını duvarlarımdan...
Tedavisi tamamlanmış bir hasta gibi,
Nabzımı yoklayıp çekip gittin.
Ne bir borcun kaldı kalbime, ne gözlerinde bir minnet;
Yüzünde o yabancı, o buzdan selamet...
Sanki hiç yanmamışız gibi aynı ateşte,
Hiç savrulmamışız gibi aynı fırtınada.
Bir sabah, gün daha doğmadan,
Sessizliğe imza atıp gittin.
Beyaz duvarlar kaldı bana;
Çökük bir yatak, yarım bir nefes...
Söndü içimde titreyen o son ışık,
Artık seni beklemez bu eski sokaklar.
Emaneti sahibine bırakır gibi,
Kalbimi masada unutup gittin.
İyileşmek bu muydu gerçekten?
Yoksa beni bir kalemde gözden çıkarmak mı?
Kendi gölgene bile görünmeden silinmek mi?
En kolayı buydu belki:
Bu aşkı usulca tüketip,
Vedasız bir sükûtun içine akıp gitmek.
Ben yarama merhem ararken;
Sen, yarayı kökünden söküp gittin.
Ben seni canıma can diye sararken,
Sen "geçmiş" dedin;
Defteri alelacele kapatıp gittin.
Yüzündeki o rahat, o hafif gülüş...
Sanki üzerinden büyük bir yük atmış gibi.
Ne bir "eyvallah" bıraktın ardında,
Ne dudağımda yarım bir öpüş.
"Yolun sonu" dedin sadece;
Beni yolun tam ortasında bırakıp gittin.
Ağrın dinince mi yabancılaştın?
Hangi ara böyle eksilttin beni?
Kendi limanına sessizce yanaşırken,
Beni dalgası dinmeyen bir enkaza bağladın.
Helal etmiyorum o son uykunu;
Unutursun sanma içimdeki bu çöküşü.
Boşaltıp ruhumdan bütün tutkunu,
Bir hastane koridoru gibi;
Soğuk, yankılı ve kimsesiz...
Öylece bırakıp gittin.
Kayıt Tarihi : 22.3.2026 14:15:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!