Her gece, yorgun bir yelkenli gibi,
Sığınırım limanına, sessizce,
Oysa limanım sen, yelkenim de sen,
Ne ben varım artık, ne de sen.
Bana düşen, bir avuç sitem,
Bir de kayıp aşkın hüzünlü matem.
Hani derler ya, aşk bir yudum su,
Bir damla düşer, sonsuzluğa doğru,
Benimki bir çöldü, kum tanesi,
Kurudu dilimde aşkın sesi.
Ne bir nefes, ne bir fısıltı kaldı,
Bir enkaz şimdi, bir ruhu darmadağın.
Kaç fırtına koptu, kaç dalga vurdu,
Her liman, sana çıkar zannettim.
Oysa sen, bir rüya, bir seraptın,
Kaf dağının ardında saklanan bir yalan.
Bir yudum sevgiye hasret,
Gönlümde bir sitem, bir de ebedi matem.
Sözlerin birer yara izi,
Her biri ayrı bir sitem, bir acı.
Bir hayal kurdum, ikimiz için,
Yarım kalmış bir resim, bir şarkı.
Ne ben varım artık, ne de sen,
Bir de kayıp aşkın hüzünlü matem.
Ne zaman gözlerimi kapatsam,
Karanlıkta bir siluet, bir anı,
Bir umut ışığı, bir son fısıltı,
Kayıp bir limana sığınan gemi.
Yarım kalmış bir resim, bir şarkı,
Bir de kayıp aşkın hüzünlü matem.
Aşk bir kelebek, narin ve kırılgan,
Kanatları yaralı, ruhu dargın,
Bir umut ışığı, bir son fısıltı,
Kayıp bir limana sığınan gemi.
Yarım kalmış bir resim, bir şarkı,
Bir de kayıp aşkın hüzünlü matem.
Gözlerin kapalı, dinle kalbini,
O yorgun sesin, o titrek nefesin.
Her darbe, her düşüş, her yara izi,
Sadece güçlendirir, sadece eğitir seni.
Aşk bir ateş, söndürme alevini,
Tut onu sıkıca, koru yüreğini.
Zaman bir nehir, akıp gider durmadan,
Bir anı kalır, bir de yanan can.
Unutulmuş sandığın o eski şarkı,
Yine fısıldar sana aşkın sırrını.
Kaçma ondan, o seni bulur eninde sonunda,
Kayıp bir limana sığınan gemi misali.
Kalbinde bir kuyu, derin ve dipsiz,
Oradan fışkırır aşk, sonsuz ve gizemli.
Korkma düşmekten, korkma batmaktan,
Aşk bir okyanus, sen bir deniz yıldızı.
Her dalga seni alır, sarsar ve savurur,
Ama sonunda kıyıya ulaştırır.
Vazgeçme sakın o son hayalinden,
O son sesten, o son bakıştan.
Sevmek, bir devrimdir, bir direniş,
Yorgun düşen dünyaya karşı bir cüret.
Bırakma o ateşi, o son kıvılcımı,
Yarım kalmasın bu dünya, tamamla onu.
Kayıt Tarihi : 30.8.2025 19:19:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiir, hayatının en büyük aşkını kaybetmiş genç bir adamın hikayesidir. O ve sevgilisi, bir zamanlar birbirlerine duydukları aşkın sonsuz olacağına inanırlardı. Birbirlerinin kalplerine sığınır, dünyadan kaçar, kendilerine ait bir cennet kurarlardı. Ancak kader, beklenmedik bir anda aralarına girdi. Bir yanlış anlaşılma, söylenen bir söz ve geri dönüşü olmayan bir ayrılık yaşandı. Genç adam için hayat o andan sonra anlamını yitirdi. Gittiği her yer, yaptığı her şey onu eski anılara götürüyordu. Onu hatırlatan bir şarkı, bir film, bir koku… Her şey onun için bir siteme, bir acıya dönüşmüştü. O da kendini bu acıya bıraktı. Aşkın getirdiği bu derin hüzün, onu yavaş yavaş iç dünyasına kapattı. Artık kimseyi sevmek, kimseye güvenmek istemiyordu. Bir gece, yalnız bir bankta otururken, daha önce hiç duymadığı bir melodi duydu. Melodi, neşeli değildi, aksine hüzünlü ve derin bir tınısı vardı. O melodinin, aslında kendi kalbinin sesi olduğunu anladı. Kalbi, ona "Vazgeçme" diyordu. Yaşadığı tüm acılara, tüm kayıplara rağmen, kalbi hâlâ sevmek için atıyordu. Bu melodi ona, aşkın bir sonu olmadığını, bitişin yeni bir başlangıç olduğunu fısıldıyordu. Bu farkındalıkla, genç adam ayağa kalktı. Kaybettiği aşkı unutmak zorunda olmadığını anladı, ama yeni bir aşka kapılarını kapatması da gerekmiyordu. Eski aşkını bir anı olarak kalbinde taşıyacak, ama yeni umutlara yelken açacaktı. Bu şiir, onun bu içsel yolculuğunu, sevmekten vazgeçmeme direnişini ve sonunda kendi kalbinin sesini dinleyerek yeniden hayata tutunuşunu anlatıyor. "Yarım Kalmasın Dünya" başlığı da bu yüzden var; çünkü sevmekten vazgeçmek, dünyasının yarım kalması demekti. Ve o, dünyasını tamamlamak için yeniden sevmeye karar verdi.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!