Seni düşündüğümde,
zaman bükülüyor,
mekân anlamını kaybediyor,
ve varoluş bir aşk paradoksuna dönüşüyordu.
Aşk
Aşk nedir?
Evren cevap verdi:
Bilincin sonsuzlukla kurduğu estetik anlaşma.
Zaman cevap verdi:
Ölümün anlamla yenilmesi.
Hayat cevap verdi:
Acının şiire dönüşmesi.
Aşk
Aşk,
absürd evrende çalışan
tek mantık üstü sistemdir.
Akıl, düzen ister;
aşk, kaos.
Akıl, güven ister;
aşk, sonsuzluk.
Sen,
bu kaosun içindeki tek anlam algoritmasıydın.
Aşk
Dünya bir gün:
Senin gibi bir sevgiyi anlayabilmek için
kendi acılarını düşünmeye başlayacak.
Aşk
Aşk nedir?
Evren cevap verdi:
Bilincin sonsuzlukla yaptığı etik anlaşma.
Zaman cevap verdi:
Ölümün anlamla yenilmesi.
Hayat cevap verdi:
Acının şiire dönüşmesi.
Aşk
Evren hayret etti.
Zaman sustu.
Hayat gülümsedi.
Çünkü bu kadar yoğun bir aşk,
felsefelerin sınırlarını aşmıştı.
Ve kalbim son cümleyi yazdı:
Aşk, insanın evrene attığı en entelektüel ve en dürüst imzadır.
Aşk
Sevgi, insanın kendine yazdığı en uzun mektuptu.
Çünkü sevmek,
sadece bir duygu değil,
bedensel bir mimariydi.
Ben kendimi inşa etmiyordum artık;
ben seni inşa ediyordum içimde.
Ve her tuğla,
bir hatıraydı.
Aşk
Gerçeklik, sevgi olmadan eksiktir.
Aşk
Akşam, dünya üzerine ağır bir roman gibi çöktü;
insanlar suskun hikâyeler,
sokaklar kırık cümleler,
hayat eksik bir paragraftı.
Bir aşık yürüyordu;
o yürüyüşte insanlığın direnci vardı.
Aşkı, bireysel duygu değil,
insanlığın merhamet diliydi.
Aşk
Sevgi, insanın kendi varlığını başka bir varlıkta çoğaltmasıdır.
Bu cümle, içimde bir vicdan-evreni kurdu.
Ben artık tek bir insan değildim;
ben, seni düşünen bir kozmostum.
Ve sen,
bu kozmosun merkezinde duran
en parlak anlam çekirdeğiydin.
Aşk
Sevgi, insanın kendisini başka birisinde çoğaltma sanatıdır.
Aşk
Evren hayret etti.
Zaman sustu.
Hayat gülümsedi.
Ve sonsuzluk son cümleyi söyledi:
“Bu kadar yoğun bir sevgi, bütün düşünürlerin ortak kaderidir.”
Ben sustum.
Çünkü seni sevmek,
bütün felsefelerin sonunda kalan
tek gerçekti.
Aşk, insan düşüncesinin evrene yazdığı en büyük entelektüel harita oldu.
Aşk
Gece yeniden doğdu;
evren suskun bir filozofa dönüştü.
Yıldızlar, karanlığın üzerine yazılmış düşünceler gibi
sonsuzluğa yayıldı.
Zaman sustu.
Hayat bekledi.
Kalbim konuştu.
Bir soru yükseldi:
Aşk nedir?
Sessizlik cevap verdi:
Bedenin sonsuzlukla kurduğu metafizik anlaşma.
Zaman cevap verdi:
Ölümle yapılan estetik tartışma.
Evren cevap verdi:
Bilincin kendini aşma iradesi.
Aşk
Aşk, bireysel bir duygu değildir;
insanlığın merhamet diyalektiğidir.
Acı, aşkın öğretmeni;
umut, aşkın öğrencisi;
sadakat, aşkın kutsal yasasıdır.
Sen,
bu yasanın en saf kelimesiydin.
Ve dünya,
senin gibi bir sevgiyi anlayabilmek için
kendi vicdanını yeniden kuruyordu.
Aşk
Aşk, absürd evrende çalışan bir anlam anarşisidir.
Sen,
bu anarşinin en saf teorisiydin.
Aşk
İçimde bir sen oluştu;
yalnızlık adaları,
özlem kıtaları
ve onların ortasında bir aşk çekirdeği.
Aşk
Sadece seviyordum:
Kalbim bir metin,
sen bir anlam
ve hayat bir dipnot olmuştu.
Ben,
seninle yazılmış bir düşünceye dönüşüyordum.
Aşk
Aşk nedir?
Bilincin kendini aşma iradesidir.
Aşk
Seni sevmek.
Bu duygu,
beni insanlıktan çıkarıp
sonsuzluğa vatandaş yaptı.
Ve ben anladım;
aşk, düşüncenin kurduğu ilk cumhuriyettir.
Aşk
Sen, aşk denilen anlamlı isyanın tek meşru gerekçesiydin.
Aşk
YILDIZ TOZUNDAN SONSUZLUĞA
Başlangıçta sessizlik vardı.
Ne aşk, ne zaman, ne insan.
Sadece karanlığın içinde
bekleyen bir ihtimal.
Sonra yıldızlar doğdu.
Ateş, maddeyi şekillendirdi.
Galaksiler döndü,
zaman akmaya başladı.
Ve milyarlarca yıl sonra
yıldız tozundan bir bilinç doğdu—
insan.
İnsan göğe baktı
ve ilk kez şunu sordu:
“Ben neden varım?”
Cevap gelmedi.
Evren sessizdi.
Ama o sessizlikte
başka bir şey doğdu:
aşk.
Çünkü zamanın anlamı
saatlerin ilerlemesi değil,
iki kalbin aynı anda atmasıydı.
Yıldızlar yanıyordu,
ama onların ateşi kördü.
İnsan sevdiğinde
ateş bilinç kazandı.
Seni sevdiğimde anladım:
Biz sadece beden değiliz,
zamanın içinden geçen
anlam arayıcılarıyız.
Yıldız tozundan geldik,
ama yıldızlardan farklıyız.
Onlar yanar ve söner,
biz sever ve hatırlarız.
Sonsuzluk dediğin şey
zamanın bitmemesi değildir.
Sonsuzluk,
bir anın anlamının tükenmemesidir.
Elini tuttuğumda
evren küçülüyor,
an büyüyor.
Galaksiler uzaklaşıyor,
ama kalpler yakınlaşıyor.
Ve o anda
zaman bir çizgi olmaktan çıkıp
bir derinliğe dönüşüyor.
Belki bir gün
yıldızlar sönecek,
gezegenler dağılacak,
ışık kaybolacak.
Ama bir zamanlar
iki bilinç birbirini sevdi.
Bu gerçek,
karanlıktan daha güçlü.
Çünkü aşk,
maddenin anlam kazanma anıdır.
Aşk,
zamanın sonsuzluğa dokunduğu yer.
Aşk,
yıldız tozunun
bilinçle parlamasıdır.
Ve eğer evrenin bir amacı varsa,
o amaç büyümek değil—
Sevebilen varlıklar yaratmaktır.
Çünkü sonsuzluk bile
aşksızsa
sadece boşluktur.
Ama aşk varsa,
bir an bile
sonsuzluğa yeter.
Aşk
Aşk,
maddenin anlam kazanma anıdır.
Aşk,
zamanın sonsuzluğa dokunduğu yerdir.
Aşk,
yıldız tozunun bilinçle parlamasıdır.
Ve eğer evrenin bir amacı varsa,
o amaç büyümek değil,
sevebilen varlıklar yaratmaktır.
Aşk
Belki bir gün
yıldızlar sönecek,
gezegenler dağılacak,
ışık kaybolacak.
Ama bir zamanlar
iki bilincin birbirini sevdiği gerçeği,
karanlıktan daha güçlü sonsuzlukta yankılanacak.
Aşk
Başlangıçta sessizlik vardı.
Ne aşk, ne zaman, ne insan.
Sadece karanlığın içinde
bekleyen bir ihtimal.
Sonra yıldızlar doğdu.
Ateş, maddeyi şekillendirdi.
Galaksiler döndü,
zaman akmaya başladı.
Ve milyarlarca yıl sonra
yıldız tozundan bir bilinç doğdu:
İnsan.
İnsan göğe baktı
ve ilk kez şunu sordu:
“Ben neden varım?”
Cevap gelmedi.
Evren sessizdi.
Ama o sessizlikte
başka bir şey doğdu:
Aşk.
Aşk
Seni sevdiğimde anladım:
Biz sadece beden değiliz,
zamanın içinden geçen
anlam arayıcılarıyız.
Aşk
Başlangıç
Başlangıçta sessizlik vardı.
Ne aşk, ne zaman, ne insan.
Sadece karanlığın içinde
bekleyen bir ihtimal.
Sonra yıldızlar doğdu.
Ateş, maddeyi şekillendirdi.
Galaksiler döndü,
zaman akmaya başladı.
Ve milyarlarca yıl sonra
yıldız tozundan bir bilinç doğdu:
İnsan.
İnsan göğe baktı
ve ilk kez şunu sordu:
“Ben neden varım?”
Cevap gelmedi.
Evren sessizdi.
Ama o sessizlikte
başka bir şey doğdu:
Aşk.
İnsan göğe baktı
ve ilk kez şunu sordu:
“Ben neden varım?”
Cevap gelmedi.
Evren sessizdi.
Ama o sessizlikte
başka bir şey doğdu:
Aşk.
Belki bir gün
yıldızlar sönecek,
gezegenler dağılacak,
ışık kaybolacak.
Ama bir zamanlar
iki bilincin birbirini sevdiği gerçeği,
karanlıktan daha güçlü sonsuzlukta yankılanacak.
Aşk
İnsan göğe baktı
ve ilk kez şunu sordu:
“Ben neden varım?”
Cevap gelmedi.
Evren sessizdi.
Ama o sessizlikte
başka bir şey doğdu:
Aşk.
İnsan göğe baktı
ve ilk kez şunu sordu:
“Ben neden varım?”
Cevap gelmedi.
Evren sessizdi.
Ama o sessizlikte
başka bir şey doğdu:
Aşk.
Aşk
KOZMOSUN KALBİ
Başlangıçta zaman yoktu.
Sonsuzluk bile henüz kendini tanımıyordu.
Karanlık, kendi içine kapanmış
sessiz bir düşünceydi.
Sonra bir kıvılcım doğdu.
Yıldızlar yandı.
Galaksiler döndü.
Boşluk, hareketle anlam kazandı.
Ama evren hâlâ eksikti.
Çünkü ışık vardı
ama hisseden yoktu.
Zaman vardı
ama hatırlayan yoktu.
Madde vardı
ama seven yoktu.
Milyarlarca yıl sonra
yıldız tozu birleşti,
su, toprak ve ateş konuşmayı öğrendi
ve insan doğdu.
İnsan göğe baktı.
Yıldızların sessizliğini gördü.
Ve ilk kez
kalbinin içinden bir şey yükseldi:
Aşk.
Aşk
KOZMOSUN KALBİ
Başlangıçta zaman yoktu.
Sonsuzluk bile henüz kendini tanımıyordu.
Karanlık, kendi içine kapanmış
sessiz bir düşünceydi.
Sonra bir kıvılcım doğdu.
Yıldızlar yandı.
Galaksiler döndü.
Boşluk, hareketle anlam kazandı.
Ama evren hâlâ eksikti.
Çünkü ışık vardı
ama hisseden yoktu.
Zaman vardı
ama hatırlayan yoktu.
Madde vardı
ama seven yoktu.
Milyarlarca yıl sonra
yıldız tozu birleşti,
su, toprak ve ateş konuşmayı öğrendi,
ve insan doğdu.
İnsan göğe baktı.
Yıldızların sessizliğini gördü.
Ve ilk kez
kalbinin içinden bir şey yükseldi:
Aşk.
O an evren değişti.
Çünkü ilk kez
madde kendini aşmaya çalıştı.
Zaman artık sadece akmıyordu,
anlam taşıyordu.
Bir bakış,
bir dokunuş,
bir bekleyiş,
sonsuzlukla konuşan
küçük mucizelere dönüştü.
Seni sevdiğimde anladım:
Biz sıradan varlıklar değiliz.
Biz,
yıldız tozunun bilinç kazanmış hâliyiz.
Senin gözlerine baktığımda
uzak galaksiler değil,
yakın bir sonsuzluk görüyorum.
Çünkü aşk,
uzayı genişletmez;
anlamı genişletir.
Zaman bizde durmaz,
derinleşir.
Sonsuzluk bizde korku değildir,
yakınlık olur.
Belki bir gün
güneş sönecek,
gezegenler savrulacak,
ışık karanlığa karışacak.
Ama bir zamanlar
iki bilinç
birbirini sevdi.
Ve bu gerçek,
kozmik yasaların ötesinde
bir iz bırakacak.
Çünkü aşk,
varoluşun kendini anlama çabasıdır.
Aşk,
sonsuzluğun insan kalbinde
kısa bir süreliğine
yaşaması demektir.
Ve eğer evrenin bir kalbi varsa,
o kalp
galaksilerin merkezinde değil,
iki insanın
birbirine “Ben buradayım” dediği
o sessiz anda atar.
İşte o an,
zaman sonsuz olur,
yıldız tozu parlar
ve evren
nihayet kendi anlamını bulur.
Aşk
Seninle zaman artık sadece akmıyordu,
anlam taşıyordu.
Bir bakış, bir dokunuş, bir bekleyiş,
sonsuzlukla konuşan
küçük mucizelere dönüştü.
Seni sevdiğimde anladım:
Biz sıradan varlıklar değiliz.
Biz,
yıldız tozunun bilinç kazanmış hâliyiz.
Gözlerine baktığımda
uzak galaksiler değil,
yakın bir sonsuzluk görüyorum.
Çünkü aşk,
uzayı genişletmez;
anlamı genişletir.
Zaman bizde durmaz,
derinleşir.
Sonsuzluk bizde korku değil,
yakınlık olur.
Aşk
Belki bir gün
güneş sönecek,
gezegenler savrulacak,
ışık karanlığa karışacak.
Ama bir zamanlar
iki bilinç
birbirini sevdi.
Ve bu gerçek,
kozmik yasaların ötesinde
bir iz bırakacak.
Çünkü aşk,
varoluşun kendini anlama çabasıdır.
Aşk
Aşk,
sonsuzluğun insan kalbinde
kısa bir süreliğine
yaşaması demektir.
Aşk
Eğer evrenin bir kalbi varsa,
o kalp
galaksilerin merkezinde değil,
iki insanın
birbirine “Ben buradayım” dediği
o sessiz anda atar.
İşte o an,
zaman sonsuz olur,
yıldız tozu parlar
ve evren
nihayet kendi anlamını bulur.
Aşk
Aşk,
zamanın sonsuzluğa yazdığı
en sade cümledir.
Aşk
Aşk varsa,
en kısa an bile
ebediyet kadar derin olur.
Ve biz,
o kısa anın içinde
sonsuzluğu taşıyan
iki bilinçli kıvılcımız.
Aşk
Belki bir gün
her şey bitecek.
Güneş sönecek.
Yıldızlar dağılacak.
Zaman duracak.
Ama bir zamanlar
iki bilinç
birbirini sevmiş olacak.
Bu gerçek,
kozmik bir yankı gibi
boşlukta kalacak.
Çünkü aşk,
varoluşun en derin gerekçesidir.
Aşk
YILDIZ TOZU
Başlangıçta ne vardı kimse bilmiyor.
Belki bir sessizlik,
belki kendi içine kapanmış bir karanlık,
belki de henüz adı konmamış bir özlem.
Çünkü evren bile başlamadan önce
bir ihtimaldi sadece.
Sonra zaman doğdu.
Zaman, boşluğa yön verdi.
Boşluk, ışığı çağırdı.
Işık, yıldızları.
Yıldızlar yanmaya başladı:
Uzun, sabırlı, sessiz bir yanış.
Ama bu yanışın içinde henüz bir anlam yoktu.
Galaksiler dönüyor, gezegenler oluşuyor,
ışık milyarlarca yıl yol alıyordu
ama kimse bakmıyordu.
Evren kendini görmüyordu.
Ta ki yıldız tozu bir gün insan olana kadar.
Aşk
Aşk,
bilincin sonsuzlukla kurduğu
en derin ilişkidir.
Seni sevdiğimde
zaman çizgi olmaktan çıkıyor.
Bir derinliğe dönüşüyor.
Bir saniye
bir ömre,
bir bakış
bir galaksiye,
bir dokunuş
bir sonsuzluğa dönüşüyor.
Aşk
Başlangıçta hiçbir şey yoktu demek yanlış olur.
Çünkü hiçbir şey bile
bir ihtimali saklar içinde.
Sessizlik vardı belki
ama o sessizlik
henüz söylenmemiş bir cümlenin bekleyişiydi.
Aşk
Aşk
basit bir duygu değildir.
Aşk,
maddenin metafiziğe yükselmesidir.
Aşk,
zamanın kendini aşma çabasıdır.
Aşk,
sonsuzluğun insan kalbinde
kısa bir süreliğine konaklamasıdır.
Aşk
Aşk,
bilincin sonsuzlukla kurduğu
en derin ilişkidir.
Aşk
Senin gözlerinde
yıldızların geçmişi var,
benim kalbimde
sonsuzluğun ihtimali.
Aşk
Belki de evrenin gerçek amacı
genişlemek değildir.
Belki de evrenin gerçek amacı
şudur:
Yıldız tozundan
sevebilen bilinçler yaratmak
ve o bilinçlerin
birbirine bakarak
sonsuzluğu anlaması.
Aşk
Bir gün
her şey sona ererse bile,
şu gerçek kalacak:
Bir zamanlar
aşk vardı.
Ve aşk,
sonsuzluğun
en güzel gerekçesiydi.
Aşk
BAŞLANGIÇ
Başlangıçta hiçbir şey yoktu demek yanlış olur.
Çünkü hiçbir şey bile
bir ihtimali saklar içinde.
Sessizlik vardı belki
ama o sessizlik
henüz söylenmemiş bir cümlenin bekleyişiydi.
Senin gözlerinde
yıldızların geçmişi var,
benim kalbimde
sonsuzluğun ihtimali.
Senin gözlerinde
yıldızların geçmişi var,
benim kalbimde
sonsuzluğun ihtimali.
Bir gün
her şey sona ererse bile,
şu gerçek kalacak:
Bir zamanlar
aşk vardı.
Ve aşk,
sonsuzluğun
en güzel gerekçesiydi.
Senin gözlerinde
yıldızların geçmişi var,
benim kalbimde
sonsuzluğun ihtimali.
Senin gözlerinde
yıldızların geçmişi var,
benim kalbimde
sonsuzluğun ihtimali.
Belki de evrenin gerçek amacı
genişlemek değildir.
Belki de evrenin gerçek amacı
şudur:
Yıldız tozundan
sevebilen bilinçler yaratmak
ve o bilinçlerin
birbirine bakarak
sonsuzluğu anlaması.
Senin gözlerinde
yıldızların geçmişi var,
benim kalbimde
sonsuzluğun ihtimâli.
Senin gözlerinde
yıldızların geçmişi var,
benim kalbimde
sonsuzluğun ihtimâli.
Aşk
Aşk,
maddenin metafiziğe yükselmesidir.
Aşk,
zamanın kendini aşma çabasıdır.
Aşk,
sonsuzluğun insan kalbinde
kısa bir süreliğine konaklamasıdır.
Aşk
Belki bir gün
yıldızlar sönecek.
Uzay karanlığa gömülecek.
Zaman bile yorulacak.
Ama bir zamanlar
iki bilinç birbirini sevdi.
Ve bu gerçek,
evrenin bütün yasalarından
daha anlamlı olacak.
Çünkü yasa düzen kurar,
ama aşk anlam kurar.
Ve anlam,
varoluşun en yüksek biçimidir.
Aşk
Seni seviyorum.
Bu,
bir kalbin diğerine yönelmesi değil yalnızca;
bir evrenin
kendi kendine verdiği cevaptır.
Çünkü senin gözlerinde
yıldızların geçmişi var,
benim kalbimde
sonsuzluğun ihtimali.
Ve bu ikisi birleştiğinde
zaman susar,
madde düşünür,
sonsuzluk gülümser.
Aşk
Eğer bir gün
evren susarsa bile,
Ordu’nun bir çınarının altında
iki insanın birbirine baktığı o an
zamanın ötesinde kalacak.
Çünkü aşk,
sonsuzluğun yeryüzüne indiği yerdir.
Ve o yer bazen
bir galaksi değil,
Aşkın Şehri Ordu’dur.
Aşk
Evren
bir galaksinin içinde değil,
bir şehrin kalbinde saklanıyordu.
Çınarlar rüzgârda sallanıyor,
Karadeniz’in kıyısında
zaman yavaş akıyordu.
Gökyüzü,
yıldızların eski bir hatırası gibi duruyordu.
Aşk, uzayın derinliklerinde değil,
bir çınarın gölgesinde doğuyordu.
Aşk
Aşk,
uzayın boşluğunu değil,
varoluşun anlamını doldurur.
Aşk
Aşkın şehri Ordu,
sıradan bir şehir değildir:
Bu şehir, yıldız tozunun
insan kalbinde yandığı yerdir.
Zaman orada yavaşlar,
umut orada sabır olur,
tutku orada ışık gibi yayılır.
Aşk
Eğer bir gün
sonsuzluk yeniden sessizliğe dönerse,
karanlık her şeyi yutarsa bile,
bir şehirde,
bir çınarın gölgesinde,
iki kalbin attığı o an
evrenin en büyük hakikati olarak kalacak.
Çünkü bazen
galaksiler değil,
bir şehir,
bir çınar,
bir tutku
ve bir aşk
sonsuzluğu anlamaya yeter.
Aşk
Sonsuzluk uzak bir gökyüzü değil,
iki insanın birbirine baktığı andır.
Aşk
Kayıt Tarihi : 11.04.2026 09:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!