Mesnevî-i Aşk u İmtihân
Bir âşık-ı bî-çâre idim, dilde harâret,
Ser-mâye-i ömrüm idi hicrân u hasret.
Bir sûrete meyleyledi kalbim nâgâh,
Zann eyledim ol sûrette mahfîdir Allah.
Gafletle dedim: “Vuslat olur menzil-i râh,”
Bilmez idim ayrılık imiş feyz-i ilâh.
Ehl-i dünya dedi: “Gitti o yâr-ı dilârâ,”
Dedim ki: “Sükût edin, bu söz oldu hatâ.”
Zîrâ ki bilen bilir aşkın esrârını,
Gitmek nedir bilmez gönül, tanır bâkîyâni.
Hak, kuluna vermez her murâdı aynen,
Lâkin murâdıyla kulunu eder müzeyyen.
Sen yüz talep ettin, Hak mânâ ihsân etti,
Sen ses aradın, sükûtla sır beyân etti.
Sandın ki elin boş, gönlün virâne kaldı,
Hâlbuki bir kapı kapandı, bin sır açıldı.
Ateşe atıldın da kül olmadı cânın,
Ateş seni saf eyledi, yandı zannın.
Gözyaşı döktün, sanma ki acz nişânı,
Ol yaşlar idi kalbin cilâsı, ey cânî.
Sevda sana verilmedi diye zâyî mi oldu?
Emanet gönülde idi, nûra boğuldu.
Elden giden her şey yok olmaz hakikatte,
Gönülde kalan aşk olur ebediyette.
Dediler Mecnûn’a: “Leylâ zevâl buldu,”
Dedi ki: “Benim içimde, sizden yol buldu.”
Senin de sevdan sûretten hicret eyledi,
Hakîkat mülküne göçüp saltanat eyledi.
Bu aşk put olmadı, secdeye mâni değil,
Bilâkis duâ kesildi, Hakk’a cânil.
Her isteyen almaz bu meydân-ı sırda,
Her alan bilmez, bilmek lütufdur burada.
Sen nikâh diledin, Hak idrâk bahşetti,
Sen netice istedin, yol seni terbiye etti.
Zann eyledin kaybettin en büyük maksûdu,
Hâlbuki Hak sende açtı başka bir mevcûdu.
Vuslat bir hâldir, gelip geçer zamânla,
Mârifet bâkîdir, mühürlenir îmanla.
Ey âşık, terk olunmadın aslâ sen,
Hamlıktan alındın, kemâle erdin hemen.
Hak sevdiğini bazen setr eyler perdeyle,
Tâ kul sevmeyi öğrensin kendi cevherle.
Ve bil ki bu yol bâtıl değildir aslâ,
Aşkı kazanan, kaybetmez hiçbir şey hâlâ.
Kayıt Tarihi : 12.1.2026 03:31:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!