Bilge kişi sorar: “Sizce aşk nedir? Bakarken kıyamamak mı yoksa baktıkça doyamamak mı?”
Şair duraksamaz; zaten düşünecek bir saniyesi bile yoktur, o artık aşkın bizzat kendisidir. Şöyle cevap verir:
“Bakarken kıyamamak desem eksik kalır, baktıkça doyamamak desem o hiç olmaz. Aslında aşk, daha önce tanışmadığın bir duygu selidir; bir kabı yoktur, sığdıramazsın hiçbir yere. O, sadece diğer yarınla birlikte omuzlayabileceğin mağrur bir yüktür; tek başına sırtlanmaya kalksan canın yanar, taşıyamazsın. Gecelerin içinden ağlayarak geçer, gündüzlere adım adım ulaşırsın. Elinde bembeyaz bir tuval, neresinden başlayacağını bilemeden, derin bir nefeste ‘acaba’lardan geçip ‘keşke’lere sığınarak sadece onun ismini yazarsın.
Bir özlemdir aşk; bazen sabah melteminin o doyumsuz serinliği, bazen de ellerini ilk defa tuttuğunda yüzünde beliren o utangaç pembelik... O an anlarsın ki sevgi artık karşılıklıdır. Kaygılar ansızın dağılır, içini uçsuz buçaksız bir huzur kaplar; ilk defa gülmekle ağlamak arasında kararsız kalıp şaşırırsın. Aslında aşk; sonsuz maviyi gözbebeklerimizle kalbimize sığdırmaktır ve bir daha asla tek başına ağlamayacak olmaktır.”
>Hayat yaşanmışlar içinde kötü
>Yaşanmamışlar arasında ise
>Anlamsızdı
>Gidişinle geceler
>Nefret saçıyordu gülüm ve ben bu nefretler




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta