Yıldızlar hep mi parlaktı bu kadar
Deniz bu kadar dingin
Tenimi yalayan rüzgarın kokusu böyle miydi
Ya bu topraktan fışkıran yaşamın sesi
Gözler bu kadar uçsuz bucaksız,derin ve yeşil
Bir bakış bu kadar anlamlar yüklü
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




milyonlarca yıldır,aşkı ne şirler ne şarkılar tüketemedi..
saygılar efendim
şiirleriniz çok güzel
efendim şiir çok içten tam puan arzettim kabulünüz dileği ile
KUTLUYORUM GÜZEL ŞİİRİNİZİ. HASRET KOKAN GÜZEL BİR SEVDA ŞİİRİ. SAYGILARIMLA...
bu şiiri tuttum...
Zevkle ve tad alarak okudum,beni alıp götüren bir sürü dizeniz var.gönülden kutluyorum,saygılar
AŞK , AŞK OLALI
BÖYLE ANLATILAMADI...
Duygu sağanağına yakalandım yıllar öncesine yaptığım yolculukta...bu keyifli yolculuk için binlerce teşekkürler...
sizin yorumunuzla aşkın bileşkesi güzel bir şiir olmuş, yüreğinize sağlık
insan; kendi ruhunun en dip derinliklerinde,
ruhen ve piskolojikmen hiç bir sebep ve neden
aramaksızın bir başka ruhla birleşmesinden
doğurur aşk'ı.
kendisini hissettiği ve ve ruhen yakınlık uyumu
yakaliyabileceği bir ömrün en tarıf edilemez
güzelliklerini de yakalayabileceği anlardır insanın!
aşık yureği kutlarım...
Sınırı olmayan bakışın yeşilliğindeki anlam gözden gönüle giden mesajdır.
Bakıldığında öyle parlak yıldızlar. Hele dağ arkasından ağır ağır güneş çıkarken (oysa o yerinden kıpırdamazmış) zavallı kıpırtalarla sönükleşmeye başlayan yıldızlar bile ilk dizedeki gibi çok parlak olurlarmış o ruh halinde.
Bakınca deniz gönlün dinginse öyle olurmuş.
BİLİM RÜZGARLARIN KOKUSU YOKTUR DER. BİLEM SU İÇİN RENKSİZ VE KOKUSUZDUR DER.
ŞAİR İSE VARDIR DER.
VARDIR.
VARDIR.
RÜZGARLARIN KOKUSU. Ne iyi akla düşürülüyor. Rüzgarların kokusu. Rüzgarların kokusu. Öyle ki uzak diyarlara, kavuşumalayacak mekanlara giden kutsal haber elçisi... Bir şair 'rüzgarların kokusu'nu hatırlatır. Bir şiirsever çağırışımında ağlar.
Ne olur aşk parantezlensin şiirin adında. Yanına 'Rüzgarların Kokusu' konulsun. Gönlümden öyle düştü. Ten, tin sularıyla dağda eşkiya da olsun.
Topraktan fışkıran yaşamın sesi.
Çocukluğunda demir eksikliğinden midir nedir, ırgat annesi tarlada pamuk çapalarken, tarla kenarında uyutulan ve uyanınca toprak yediği kendisine sonradan anlatılan bir köy insanı olarak bu topraktan fışkırma duygusu; yine tarla kenarlarına dikilen börülceler, süpürge otları, bamyalar, taze fasulyeler, pamuk içlerine serpiştirilen kavun ve karpuz tohumları, hatta sadece koklanmak için yetiştirilen, yenilmeyen kavunun güzel kokusunu taşıyan ve şimdi toprak sarhoşu olduğum içini adını anımsayamadığım küçük kavun şeklinde parfüm olarak kullanılan sebze ile meyve karışımı asil bitki, amcamın kızının yaz mevsimlerinde göçtükleri bahçesinin sulak en güzel yerinden getirdiği minik domatesi şakalaşarak armağan edişi topraktan fışkıran yaşamın sesiydi.
Ya... Bir dizedeki topraktan fışkıran yaşamın sesi bazı insanlara yaşamın anlamını olduluyor. Sağolasın şair ve şiir.
Daha ilk dizeler de yaşatılanlar.
Bu şiir ile ilgili 34 tane yorum bulunmakta