İmrali plan yapmasın asın şu vampiri
Dökülmesin toprağıma elinin kiri
Ağlıyor toprak ağlıyor ana rahmi, ağlıyor
Bırakın Avrupa beğenmesin bizi!
Suçsuz asmadınız mı Denizleri
Boğazınıza ilmek mi attı?
Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...
Devamını Oku
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Duyarlı kaleme saygılar.
duyarlı yüreği ve dizeleri kutlarım ,,, asınnnnnnnn
Kanla beslenip semirenler, kancıl sülüklerin gölgesinde yaşarlar. Onlar, kendi dünyalarını bu kana borçludurlar.
Uyuyan devi uyandırmanın zorluğunu yaşıyoruz. Ne zaman uyandırabileceğimiz de belirsiz ne yazık ki.
Çabalarımız yetersiz... Üzgünüm ama bezginliğe kapılmadım hiç.
Yüreğin ve kalemin susmasın Nurten Bacı.
Asalım asalım iti asalım,
Boynuna yuları zevkle takalım,
Hainlerin seslerini kısalım,
Asmadan rahat yok bize milletim.
Yüreğinize sağlık Nurten hanım asalım asalım iti asalım.Versinler bizede bir güzel asalım boynuna it yaftasını takalım.Allah tüm hainlerin belasın ıversin inşallah.Mevlam şehitlerimize rahmet eylesin mekanları cennet olsun.Kederli ailelerine rabbim sabırlar versin.
Allaha emanet olunuz saygı ile ümüt güngör
Nurten Hocahanım,
Yürekler cayır cayır yanarken, birleri de devletin tüm imkanları ile veledlerine davullu zurnalı sünnet düğünü yapıyor halay çekiyorlardı pervasızca.
Ancak şu aşağıya koyacağım sualin cevabı çok önemli.
sanırım bunun altında çok daha açık greçekler yatıyor.
SAYGILARIMLA
“Türkiye’yi pazarlıyorum. Bizim için verilecek para önemlidir. Herşeyi pazarlar satarız, parayı veren düdüğü çalar.”
“Türkiye’de kürt sorunu vardır. Bunu Türkiyelilik kavramıyla çözmeliyiz.
Türkiyeli kimliği her vatandaşın üst kimliği olmalı,Türk kavramı da alt kimlik olarak değerlendirilmelidir. İsteyen isterse yine ben Türküm derse desin.” (Diyarbakır’da halka yaptığı konuşmada alt üst kimlik tartışmasıyla Türk kimliğini de Ermeni, Rum, Kürt gibi alt kimlik olarak gösteriyor.) PKK ile aynı söyleme giriyor.
“PKK’nın cenaze töreninde bayrağını açması da, F-16’ların alçaktan uçuş yapması da yanlış. İki tarafında yaptığı yanlış”
“Ne konuşacam ben o kadınla yahu! ” (Şehit annesine)
“Askerlik yan gelip yatma yeri değil” (Şehit yakınlarına)
Hadi ananı da al git burdan” (Mersin’de bir vatandaşa)
“Türkiye’yi eyaletlere bölmek lazım. Merkezi yönetimin bir takım yetkileri bunlara verilmelidir. Belediye Başkanları da bu konuda en yetkili olmalıdırlar. O bölgelerdeki her türlü eğitimde bunlara bırakılmalıdır.” (PKK gibi bölücülerle aynı söylem)
“Sen “Ne mutlu Türküm diyene” dersen, onun da
“Ne mutlu Kürdüm” deme hakkı vardır.”
Bu şiir ile ilgili 5 tane yorum bulunmakta