Dün gece yarısı, gökkuşağı renklerinden bir köprü yapılıyordu, yedinci göğün kapıkulları mülkün sahibinden gelen bir emirle, kapında el pençe divan duruyordu..
Mevlana ve Yunus sevgiliye kavuşmanın nezaketli şiirlerini kulağına mırıldanırken, İbn-i Arabi “ölmeden ölmüş birine, ölü demek yakışmaz” diyordu.
İris bütün saflığı ve zerafetiyle elindeki kadehine ince, zayıf, süzgün ama bir o kadar asil bir ruh damıtıyordu.
Sen o kadehin tek damlacık suyuydun, yükseldikçe göğe okyanus, okyanus çoğalıyordun..
Mecazda bırakıp incecik bedenini, ruhunla iman ettiğin hakikate koşuyordun..
Anlat bize yürüyüşün güzelliğini
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Devamını Oku
koşunun rüzgarını, köpüren yeleyi
toynakların kızgın kıvılcımlarını
Kişneyen bir tayın sevincini anlat
öfkeyi ve sağırındaki mahmuz yarasını
Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta