Dedem Korkut kopuz bağrı döverek,
Aprın Çor Tigin de yâri severek,
Baykan gelmiş Timurlenk'i överek,
Her biri bir halde âşıklarımız.
Hacı Bektaş ayırmamış insanı
Aşık Paşa bulmuş ilim, irfanı
Yunus Emre demiş “kendini tanı”
Bir hırka bir çulda âşıklarımız.
Nesimî Hak deyip yüzdürmüş deri
Eşrefoğlu Hakça vermiş haberi
Kaygusuz’un aşkı Yunus’tan beri
Yürümüş Hak yolda âşıklarımız.
Fuzulî usanmış yârin nazından
Kul Himmet nasibi Hak niyazından
Kazak Abdal bıkmış kul yobazından
Coş etmiş bir selde âşıklarımız.
Dadaloğlu kızıp çıkmış dağlara
Koç Köroğlu selam salmış sağlara
Korkusuz Pir Sultan asılmış dara
İncinir bir gülde âşıklarımız.
Karac’oğlan güzel övmüş dilberi
Unutmak olur mu Âşık Ömer’i
Peşi sıra gelmiş Âşık Gevherî
Birbirine dulda âşıklarımız.
Soya bakın, öp öz Türk’tür Hatayî
Saldırarak yaptılar bu hatayı
Dökülen kan boyadı tüm kıtayı
Kaldı böyle zülde âşıklarımız.
Dertli sazı için çatmış yobaza
Şenlik’le Sümmanî vurmuşlar saza
Ruhsatî, Seyranî çıkmış avaza
Sesleri bir zilde âşıklarımız.
Posoflu Zülâli, bir de Müdamî
Yaman atışırdı Aşık İlhamî
Sivas diyarından Sefil Selimî
Derin dalar gölde âşıklarımız.
Hakk’ın kelâmında Davut Sularî
Ali İzzet Özkan, Âşık Serdarî
Kağızmanlı Hıfzı, Âşık Efkarî
Bağlamada, telde âşıklarımız.
Erzurumlu Emrah, Ercişli Emrah
Bunları da yakmış bir zülf-i siyah
Daimî kadimdi, Beyhanî seyyah
Gezmiş dağda, belde âşıklarımız.
Âşık Hasretî’yle Âşık Feymanî
Ferrahî var bir de Âşık Gufranî
Bayburt diyarından Âşık Hicranî
Her biri bir dalda âşıklarımız.
Emekçiden yana Âşık İhsanî
Pir yolunda yolcu Âşık Mahzunî
Şahturna taşladı bozuk düzeni
Hep dik durdu solda âşıklarımız.
Bağnazlığa karşı durmuş İbretî
Sorgulayıp görmüş Hakkı, hikmeti
Doğrulukta bulmuş gücü, kudreti
Tadı kaymak, balda âşıklarımız.
Veysel’in övdüğü Beserek Dağı
Çok sevmiş bahçeyi, dalı, yaprağı
Sadık yâri bilmiş kara toprağı
Kazma, kürek, belde âşıklarımız.
Nesimî Çimen’de mevcut huyumuz
Hasret Gültekin’de fidan boyumuz
Bir anda kurudu Akarsu’yumuz
Kaldı kızgın külde âşıklarımız.
“Bütün evren semah döner Hüdaî
Aşkından güneşler yanar Hüdaî
Aslına ermektir hüner Hüdaî”
Sözü ince dilde âşıklarımız.
Garip Neşet vurdu sazın döşüne
Yüzyıl geçse zor rastlanır eşine
Yandı kara bağrı döndü meşine
Garip gider salda âşıklarımız.
Ozan Ârif “vatan” dedi tutuştu
Çobanoğlu - Taşlıova atıştı
Çoğu Hakka gitti, çoğu yetişti
Yaşar her bir kulda âşıklarımız.
Bindebir’im bağlıyorum sözümü
Ben ne desem Mevlâ’m bilir özümü
Söndüremem içte yanan közümü
Körükler her yelde âşıklarımız.
Ozan Bindebir
Kayıt Tarihi : 29.08.2026 23:06:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!