Aramak Şiiri - Yorumlar

Alper Eğrikar
298

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

gün
senin ağzında hep
gece, bana vurduğun kırbaçları, sen gül
çünkü ayazlar vuruyor yüzüme, kabuk dolu
aramak, boğaz köprüsünde intihar edene bakmak
açman, köprüden önce son çıkış yolu
kanlı ellerinle dokunma bana

Tamamını Oku
  • Alper Eğrikar
    Alper Eğrikar 06.05.2026 - 23:32

    Eyvallah. Kaleminize sağlık. Hayırlı yaşamlar!

    Cevap Yaz
  • Tuna Kıpçak
    Tuna Kıpçak 01.05.2026 - 04:23

    işte hayat
    kendimi içeri almak bile istemiyor kendim,

    tebrik ederim alper kardeşim...
    bizden de size küçük bir hatıra;

    mümkünlü

    huzur esenli bir fecirde, çok yakın ve uyanıktım sana,
    ama bu gri sabahta çok uzaksın evet bana;
    ah kalbimin kamburu aşk,
    içimin güvesi…

    ve üvey düşlerimin
    silsilesi sağlamlardan el almış efendisi,
    bırak beni; acının eşiğindeyim,
    telaşla düşüyorum maviden,
    oysa sen inatla,
    yüzümde susan okyanusa atıyorsun kendini,
    yalvarıyorum sana,
    kemirip bitir senden kalan ne varsa…

    her sabah aynı ezan sesi geçerken uykumdan
    duasıdır kalbimin,
    ya rab;
    al bu sevdayı benden,
    uyan mahmur yüreğim,
    ve sesin kısılana dek ağla şimdi...
    ah



    hayata yaklaşımını sevdim en çok senin çapalım,
    bakışlarının dipsiz derinliği ve,
    hep ötelerde oluşunu,
    su ve gök nasıl alıyorsa birbirinden rengini,
    öyle boyandık işte biz de birbirimizin rengine…

    elbette hep ma/ss/mavi değildik,
    bulanık ve boz griler sardığında etrafımızı,
    imdat eden aşktı daima,
    başımıza kakmadan bunu,

    bir bistroya oturup tiramisu istemeye niyetli
    o yalnız akşamımda dahi, sadece kahve kokulu gözlerinde olmak istiyordum aslında,
    elbistan türküleri kadar yanık yüreklim…
    ah

    ne vakit birbirimize kaldık ki,
    zuhûrata tabi olayazarken,
    ne zaman birbirimizde kaldık;
    olup biten her şey,
    bir çeşit ömür aşırmaktan ibaretti,
    emanetleri hırsızların taşıdığı bu çağda…

    sohbetlerimizin tamam olmayışlığı
    belki de bir işaretti aşkın bitimsizliğine,
    bu sureta yarım kalmışlığın
    yorgun özlemiyle yüzün dedim hep,
    yüzün…
    elimde değil, gittin gideli yoldaşım oldu
    /bu hüzün,
    ki sisli havaları ve pusu sevmemiz kurtlar gibi
    ve yağmur serpmiş toprak kokusunun
    burnumuzda tütmesi güz ikindilerinde,
    bundandı belki de ikimizin de,
    bu; bitimsizlikten,

    bir keresinde kendimize kalmıştık her nasılsa,
    resimlerimizin, kayıplar ve arananlar listesinde
    yan yana asılı oluşu gibi,
    yüzümüzde inanılmaz mutlu bir tebessüm,
    metal kanatlı bir kuşun koynunda saklanmış
    ve kaybıydık birbirimizin,

    kum saatinin bir yanı sen/bir yanı ben,
    akarken zaman ince taneleriyle,
    yörüngemizdeydi dünya da sanki…

    dingin bir gölün sularında,
    nazlı nazlı süzülerek yüzen
    bir kuğu zarafetiyle,
    geldin ömrüme sen,
    bakışlarım bulanıktı,
    ve derinliğini su sarmaşıkları sarmıştı,
    sense yok diyordun gözlerime bakarak
    böyle bir renk, yok…

    içi yünden ve yumuşak,
    dışı, dokunulduğunda kadife hissi veren,
    süet ve dikişleri gizli olmayan ve sağlam,
    bir eldiven kadar muhtacım sohbetine…
    bu muhabbetten yana buzul çağın ıssızlığında
    ve bu ayaz iklimlerin aldığım her soluğunda,
    sana, varlığına ve pratisyen kalmışlığına,

    kanayan/kan kusan; kan ağlayan mevsimler,
    günlerden ve gecelerden sonra,
    akasyalar açar mı hızırtepede,
    nergis/gerbela/kazabilanka; karanfil,
    demetlenir mi dîvân başında yeniden,
    bir şehit ailesi evinin bahçe duvarına
    bereket olsun için bırakılan,
    birkaç hasat başaklaması taze fındıkla,
    acaba dem bu dem dediğimiz demler,
    mümkünlü olabilir mi…,
    ah

    Cevap Yaz
    Alper Eğrikar

    Eyvallah. Kaleminize sağlık. Hayırlı yaşamlar!

Bu şiir ile ilgili 2 tane yorum bulunmakta