Ben bir sedir ağacıyım
Gür ormanda, sık dip dibe kalabalıkta
Ama bir tenhanın yalnızlığına zincirlenmişim
Kokum odunsu, acı, dağlı
Adaçayıyla turunçgil arasında bir ahenk
Ama kimse bilmiyor ne koktuğumu
Kulaklarım sağır, çığlık sessiz
Sadece kendi çığlıklarımı duyuyorum
Bir kör kuyunun karanlığında zincirliyim
Ne gökyüzü var ne toprak
Sadece kokmuş bir leş gibi çürüyorum içeriden
Nefes alamıyorum, içimdeki ceset parçalanıyor
Gece boyunca selâlar okunur
Et-kemik yığını bir ceset olarak toprağa verildim
Ama hâlâ diriyim
Ne bir kurtaranım var
Ne de ölebiliyorum
Araftayım!
Ruhum Hâviye’de yanıyor
Ama cehennem buz gibi
Soğuk titriyor içimde
Cennet uzak
Ama dünyada tattığım her zevk
Orada anlamını yitirmiş
Sınırsız içki, sınırsız sevişme…
Hepsi boş
Hepsi leş gibi
Günahlarım dağlar kadar, ama hafif
Masumiyetim tüy gibi, ama ağır
Ters yüz olmuşum
Kendi cehennemimde yanarken
Günahları sevap gibi tartan terazilerde
Boğuluyorum
Sevgilim geliyor geceleri
Kalbimin üzerine yatıyor
Tarhana kokulu köy türküsünü dinliyor
Saçlarının kokusu ciğerimi parçalar
Bir çocuk merhametiyle bakıyor
Sonra bir fahişenin tutkusuyla sarıyor
Bir çingenenin asaletiyle gülümsüyor
Ve sabah giderken
“Rüyaydım ben” der gibi susuyor
Ama rüya değil bu
Çünkü burnumda hâlâ
Kadife çiçeği kokun var
Ve ben...
Kemiklerime kadar seni yaşıyorum.
Kayıt Tarihi : 20.7.2025 20:12:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!