Şiddetle çakan şimşekler sustu bak gör. Ne sandın, kış bir andı. Yine gitti içimde susturamadığım yağmurun sesini. Bir hayat daha, bir hikaye daha kayboldu yanan sayfaların arasında. Ağaç bir devrimin simgesiymiş meğer, nasılda direniyor arşa. Bir ben kaldım bu arafta, kim bilir belkide yeni bir tohumun gökyüzüne, güneşe, karanlığa şehadet ederim ki ben burdayım demesiyle yine tutunurum doğan ağacın dallarına. Dudaklarımın kuruduğuna, sustuğuna bakma, bir ahsenü'l takvim' im ben, yeryüzünün bedenle ruhu ve ağacın telafuzu. Zamanı gelince kan kusacak sözler, çengelle damağıma kilitlenen dilimin çözüldüğü vaktini seyreyle. Yaprakların dökülüşünü ve yeniden dirilişini, geceden sonra gelen sabah gibi.
Öyle sevdalar vardır, biter baslar;
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten
Devamını Oku
Buruk tatlar vardır, ağızda şurup giden;
Bir aşka vuran güneş kolayca batmıyor.
Yanıyor bin kollu şamdanı, tutuşuyor
Ufkunuzda camları göksel konağının
Ve bir yaz aksamı buhurdan gibi tüten




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta