Bir akşam gölgelerin üstüme çöktüğü
Limanların içimde sustuğu gün anla
Yitik dualar gibi semaya yükselip
Küllerimle rüzgâra karıştığım gün anla
Göğsümde unutulmuş şehirlerin yangını
Saçlarımda savrulan küskün sonbahar vardı
Ben her gece içimde başka bir mezar kazıp
Sabaha gözlerimde bin parçayla uyandığım gün anla
Bir kuşun göklerden neden uzak düştüğünü
Kanadını taşlara vurduğu gün anla
Gecenin omzuma bir kefen gibi çöküp
İçimdeki çocukla ağlaştığım gün anla
Çorak dallarla dökülen yaprakların
Bahar gelince neden titreyip solduğunu
Bir derviş sabrıyla beklediğim yolların
Ayak seslerinle parçalandığı gün anla
Bir çınar yaprağı gibi savrulduğumu
Rüzgârın koynunda kaybolduğum gün anla
Geceyi gözlerimde büyütüp sessizce
Kendi içime kapanıp solduğum gün anla
Bir öksüz yağmur gibi düştüğüm sokaklara
Kimsesiz kaldırımları öptüğüm gün anla
Bir ömrü sırtımda kırık bir hilal misali
Sessizce dağlara götürdüğüm gün anla
Denizlerin içimde uğultuyla çağırdığı
Martıların kalbimde yuva kurduğu vakit
Bir eski şarkı gibi dudaklarda titreyip
Hatıralar içinde sustuğum vakit anla
Bir bıçak sessizliği çökerken omzuma
Aynalarda kendimden korktuğum gün anla
Yıldızların göğsümde birer birer sönerek
Karanlığı ruhuma dokuduğu gün anla
Bir mahkum duası gibi gecelere sinip
Sabahı avuçlarımda kırdığım gün anla
Seni son defa içimde taşıyıp sonra
Küllerimi denizlere savurduğum gün anla
Gülüşünün alnımda bir yazgı olduğunu
Sessizce gözlerime baktığın gün anla
Yanmaz, yıkılmaz, yırtılmaz denilen ne varsa
Ellerimde yangınlar taşıdığım gün anla
Kayıt Tarihi : 14.05.2026 10:32:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!