Unutulmuş evlerde unutmamış insanlar olur
Bilgisi için değil anısı için saklanmış
Gazete kesiklerine takvim yapraklarına örtünüp geçirirler kışı
Evin en ucuna yürür
En uçta erirler
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




ANDAÇ:
birini ya da güzel bir olayı
anımsattığı için saklanan şey.
DEMEKMİŞ..
Yani bir yadigar
veya bir hediye
MESELA ...
Eh olsun varsın.
ne yapalım..!!!?
şiirin adı ANDAÇ. ilk defa duyuyorum hayret! Yani hayretim şundan; bunca yıl böyle bir kelimeyi nasıl duymadım. gerçi son zamanlarda ANDIÇ diye kelimeyi duyuyorduk ilk bakınca da öyle zannettim fakat dikkatli bakınca meğer ANDAÇ mış ne olaki?
Bir şiiri okumadan evvel önce profiline bakıyoruz.Şair hakkında tek kelime yok.
Anlamadığım, insanlar neden kendini gizler?
Ayrıca kalitesiz şiirler okumaktan bıktım.Seçki kurulunun şiirden anladığı yok.
Efendim şiir gibi şiir asın sayfaya.Melodisiyle insanları büyülesin.
Dağdaki çobana bu görevi yüklesen,hiç olmazsa kaval sesini hissettirir.
Başlık güzel...şiiri göremesem de....güzel olmalı...
Saygı ile..
Şiir anlayışımın katılığına bağışlayın. Şairimiz Tahir ABACI, elbet elinden geleni yapmıştır. Duygularını bizlerle paylaştığı için, teşekkür ederiz.
Antoloji.com/da kayıtlı 'Adını Arayan Başlıklı' şiirimin girişiyle, kendisine eşlik etmek isti.yorum:
' İçli bir ağlamadır yaşamak
' Gözlerimizde.
' Yorgun umudun ensesinde,
' Keyfi bilenen bıçakları ezberledik.
............
...........
*Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*
Unutulmuş evlerde unutmamış insanlar olur
Bilgisi için değil anısı için saklanmış
Gazete kesiklerine takvim yapraklarına örtünüp geçirirler kışı
...............
Unutmak Allah’ın bize verdiği önemli bir nimettir unutulmamak verilen himmettir ha illa da unutulmak istemiyorsan unutturmayana teslim olmaktır bir Mevlana yunus imam rabbani hazretleri gibi şiirin sanatsal ağırlığını bilmem bilmediğim bir hususta iyi veya kötü demek insanı tuzağa düşüre bilir ne demek istediğini şair ve şaire yazdıran bilir niyetlerini gizleyenlere pek hoş görmezler
Şair'e ve şiir'e selam olsun..
Şiir mi ses getirmedi,
İnsanlar tatile mi çıkmış?
Ya da ...
Şiire gelince,
Sözü, şiir yapan önclikle söylenişindeki incelik, sanatsal ifadedir.Ki şiirdeki örtülü ifadeler bu eserde sanatsal bir söyleyişin var olduğunun isbatıdır.
Ancak şiirin girdiği kalıp da önemlidir.Şiir bardakta mı sunulacak, tabakta mı?Ölçü ve uyak bu evrede önem kazanır.
Ölçünün anlam kaybına yol açtması sebebiyle ustaların dışındakilerin şiiri manzumeye çevirdiğine çok şahit olmuşumdur.Bundan dolayı beklemem.Zorlama kafiyelerinde şiiri zayıflattığını hepimiz biliriz.Yine de bir iki mısrada kulağımız okşansın isterdik.
Edebiyatta dil en önemli araçtır.Duygu ve fiikirden de daha önemlidir.Dili kullanma becerisi şairimizde fazlasyla var.Ancak uyaktan vaz geçtim, biraz iç ahenk yakalama kaygısı bari hissetseydik.
Eser biraz daha yüreğimizi ısıtırdı diyorum.
Tahir Abacı kardeşim.Şiirin başlığı andaç ı 100 kişiye sorsan üçü beşi bilmez manasını.Üç beş kişiye hitap edeceğinize 95 kişiye hitap etsen olmaz mı?Buraya asılan şairlerin kimlikleri gizlenmemeli.vesselam.
Bu şiir ile ilgili 12 tane yorum bulunmakta