Sevgili anam..!
Bilmem hatırlar mısın?
Dokuzyüz atmış yedi senesinin sarı kirazında,
Sana acı çektiren çocuk var ya,
İşte, ben o çocuğum,
Hiç değişmedim ana.
Senin sütün kadar temiz,
Bakışların kadar dostça bakıyorum, dünyaya,
Dünya epeyce değişti ana.
İnsanlar, dostluklar, arkadaşlıklar,
Bak! yüzümdeki çizgiler bile değişti.
Aynalar küskün bakıyor bana.
Dün akşam, oturdum,
Mahsun mahsun seyrettim seni,
Komşularımızı, mahallemizi,
O eski evimizi...
Her şey yerli yerindeydi,
Saçların yoktu ana.
Saçlarına karlar yağdığını gördüm,
Kahroldum.
Hicaz’dan gelen kınalar bile,
Örtemedi saçlarının aklığını
Saçlarında yüreğin kadar aklaştı,
Biliyor musun?
Yıllar yılları kovalasa da,
Sen hep aynı Fadik Gelin’sin.
Ne vakit arasam, ne vakit sorsam,
Bir komşunun ayağısın, elisin.
Sarı kiraz yaklaştı ana.
Fakat eskisi kadar tadı yok.
Ve ayağında kısacık donuyla
Seni peşinde koşturan,
O oğlan çocuğu yok.
İnan ana...!
Sadece cismin değişti,
Yüreğim, çocukluğum kadar temiz,
Ben, hala o taşlı kaldırımların çocuğu
Hala o afacan çocuk,
Hani, hep ağzının tadı kaçtığında,
Sakladığın bayram şekerlerini çalan çocuk var ya,
İşte o benim ana,
Belki, asiliği bundandır.
Ağzının tadı kaçmıştır yine.
Belki de aradığı şekeri bulamamıştır.
Şunu iyi bilesin ana.
Senin oğlun,
O kadar kirin, pasağın ortasında,
Tertemiz kalmıştır.
Kulaklarımda hala o ses,
Ne zaman bir takırtı duysam,
Senin dibeğe vuruşun gelir hatırıma,
Nasıl da hışımla vururdun dibeğe.
Buram buram ter damlardı alnından,
Yemeninin ibiğini ıslatırcasına.
Biliyorum sen haşhaşa değil,
Yaşayamadığın dünyaya vururdun.
Arada bir Afyon gibi uyuşup,
Yanık memleket türküleri tuttururdun
Üzgünüm ana!
Ne babam gün gösterdi sana.
Ne de ben...
Anladım ki, sabah gün doğarken karanlıklara,
Bizi unutacak,
Ve biz, hep kor ayazlara tutsak olacağız.
Üzülme ana!
Biz, insan olarak geldik dünyaya
Hep insan kalacağız,
Bak yine saçmalıyorum,
Ne olur duyma ana.
Belki, bu Mayıs akşamının efkarıdır söylediklerim.
Belki de aynı şehirde kaybolmanın üzüntüsü.
Eskisi kadar hırçın değilim, biliyor musun?
Ağzımın tadı da kaçmıyor son günlerde.
Yelkenlerimi açtım rüzgara doğru,
Artık hayatı umursamıyorum.
Seni çocukluğumdaki kadar çok,
Hem de çok seviyorum.
Nedense bunu bir türlü söyleyemiyorum.
Benim ana!
Ben, sarı kirazda doğduğunu söylediğin çocuk.
Kirazından kurt çıkan,
Her kiraz mevsiminde hüzünlenen,
Ben, işte o çocuk!
Senin oğlun ana.
Şuracıktan, bir adım ötenden
Sana mektupla sesleniyorum.
Ne o ağlıyor musun?
Bak ben ağlayamıyorum artık.
Sen de ağlama ana,
Sende ağlama..
İşte geliyorum, yoldayım.
Al kollarına, sar kollarına...
Kayıt Tarihi : 26.4.2005 15:59:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Sende ağlama..
İşte geliyorum, yoldayım.
Al kollarına, sar kollarına...
hiçbir ana ağlamasın
tebrikler
Akıcı ve duygsallığı yakalamışsınız. tebrikler ve başarılar'
TÜM YORUMLAR (4)