Şehirler kalabalık, sesler üst üste binmiş,
yağmur yağıyor yolların dili çamur.
Hayat trenine tutunmuş insanlar,
kimisi ayakta, kimisi içinden inmiş çoktan.
Herkes bir yere yetişme halinde,
ama kimse vardığı yerde kalmak istemiyor.
Cepler dolu belki,
ama yüzler sanki yıllardır uyumamış.
Umutlar,
ezilmiş sigara izmaritleri gibi
kaldırımların hafızasına yapışmış.
Yanımdan biri geçiyor
adam mı, kadın mı, fark etmiyor artık.
Ömrünü mesaide bırakmış belli,
elleri hâlâ çalışıyor
kalbi paydos zili ararken.
Çünkü bazen hayat dediğin şey
mesai bitmeden hayal kurmaktır:
Eve erken gitmek gibi
Basit, ama kimseye nasip olmayan.
Belki akşamüstü güneşi vurur pencereye,
bir çayın buharı alnımdaki bütün yılları siler.
Adını bilmediğim bir sokağın köşesinde
kalbim,
çocukluğumdan kalma bir şarkıyı
kimse duymasın diye içinden söyler.
Bir kuş konar omzuma
şehir görmez,
insanlar fark etmez.
Sevmek geçer içimden,
yüksek sesle değil,
eve yetişir gibi sessizce
Cebimde buruşmuş bir otobüs bileti,
üzerinde yarım kalmış bir günün nabzı.
Birine dokunmak isterim ansızın,
dünya o anda
biraz daha kalın,
biraz daha sıcak
bir yer olur diye.
Ve anlarım
insan bazen bir şehri değil,
bir akşamı özler.
Bir pencere ışığını,
kapı aralığından gelen yemek kokusunu,
isminin evin içinde söylenişini
Ve belki de mutluluk,
kimsenin alkışlamadığı bir anda,
anahtarı kapıya sessizce çevirip
içeri girmektir.
Kayıt Tarihi : 10.2.2026 19:25:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!