Zemân yürür sessizce, bir ömür bî-nişân hüzne,
Kederle örterim her gün, varıp da cân u cân hüzne.
Yel eser, taş susar, gök de eğilir siyâh perde,
Ben oldum âh ki mahkûm, yazılmış her zamân hüzne.
Bir an ki geçse durmaz, bir iz ki silinip gitmiş,
Ne sûretim kalır bak, ne sözde imân hüzne.
Yürürken ardıma dön, ne kaldı geriye benden,
Ne ben bilirim artık, ne benle insân hüzne.
Ne gam ki çöker üstüme, ne şevk ki doğar ufuktan,
Ben oldum ehl-i sükûn, dönülmez her meydân hüzne
Ve bir gün anlar elbet, bu devr-i serâb içinde,
Ki varlık, hep yoklukmuş görünür her mekân hüzne.
Bir gece çöker içime, yıldız da söner üstümde, Ne bir ses erişir artık, ne yol çıkar düğün hüzne.
Sorarım kendi kendime, bu devrânın nedir sırrı, Gelir de cevâbı yoktur, bağlanmış her lisân hüzne.
Bir yaprak idim rüzgârda, savurdu mevsim-i hicrân, Ne dal beni geri çağırır, ne kök olur emân hüzne.
Ne bir yüz kalır hatırda, ne bir el tutar elimden, Silinmiş isimler gibi gömülmüş her nişân hüzne.
Ben ettim ömrü seyr ü sefer, nice diyârlar içinde, Gördüm ki her gelen yolcu verirmiş bir mekân hüzne.
Bir kuyu derin gönlümde, ses atsam yine dönmezmiş, Meğer en büyük sessizlik verilmiş her cihân hüzne.
Düşer de aklıma bazen çocukluğumun avlusu, Ne annem çağırır beni, ne kalmış bir ezân hüzne.
Güneş doğar da ne fayda, aydınlatmaz iç âlemi, Bir perde iner gözlere, kapanmış her revân hüzne.
Bir dost bulur sanır insan, bir omuz bir nefes diye, Bakarsın ki yol ayrılmış, dönermiş her yârân hüzne.
Ne aşk ki bâkî kalırmış, ne ahd ki durur ebedî, Bir vakit sonra çözülür, erişir her yemîn hüzne.
Dedim ki gönle sus artık, bu deryâ aşılmaz imiş, Ne kürek çeker ne sâhil, çekilmiş her limân hüzne.
Ve anladım nihâyette, bu fânî sefer içinde, Ne mâlik olurmuş insan, ne kalırmış cihân hüzne.
Şimdi yürürüm sessizce, ne beklerim ne ses veririm, Bir gölge gibi geçerim, emânet her zamân hüzne.
Ve son nefes erişince, dönüp de ardıma bakmam, Zirâ bilir bu gönlüm ki varır her kervân hüzne.
Ne râh görünür gözüme, ne menzil kalır uzakta, Ben ettim ömrü târümâr, varıldı hep nihân hüzne.
Bir şem‘a idim evvelce, eridim kendi nârımla, Şeb uzadıkça anladım, yanarmış her ziyân hüzne.
Sorarsan ey gönül şimdi, ne kaldı bunca seyrandan, Bir avuç sessiz hatıra, bir ömür tercümân hüzne.
Ve son dem erişip çatsa, ne feryâd ederim artık, Ki öğrendim susup gitmek, varır her imtihân hüzne.
Ahmet Hamdi CeylanKayıt Tarihi : 12.08.2026 13:46:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!