Çok zor değil album yapmak
Pop starlar, top starlar, çok starlar,
Yok starlar, aç starlar tok starlar
Hani nerde yok starlar...
Hiç zor değil gündemde kalmak
Dün onun koynunda bugün bunun yatağında
Kalplerinde aşk işaretiyle doğar kimileri... Yeryüzüne gönül indiremez onlar... Hayatı ve insanları anlarlar,hayata ve insanlara merhamet duyarlar,ama hayatın ve onun içindeki insanların yaşadıkları gibi yaşamazlar.
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...
Devamını Oku
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Önce ayda bir değişiyordu sevgililer, sonra haftada bir, zaman morfin gibi alıştırıyor insanı. Sonra gecelik ilişkilerin adını da aşk koydular, bu nasıl aşksa. Sonra yeni bir deyim çıktı 'Mendil değiştirir gibi sevgili değiştiriyor !!!! ' Yani gündüz biriyle, akşamüstü biriyle, gece biri, sabahı başka biriyle geçirmek. Ohhhh ne ala memleket , ne güzel alışveriş ve ne güzel isim koyma sanatı. Medyaya da malzeme lazım. Biz bu yapılanların, yapanların, ne yaptıklarını biliyoruz bunun adına ne denir biliyoruz da. En masumanesi, kimin eli kimin cebinde. Bunlar topluma mal ! olmuş , duruşlarıyla yaşayışlarıyla gençliğe yön verecek insanlar , hem de en şöhretlileri. Onun bıraktığını öbürü kucaklıyor, bu nasıl midedir anlayamıyorum. Şimdi acıyorum bundan kırk sene evvelin en meşhurlarına ! evli bir adamı sevdi diye ve ömrünü ona adadığı halde dost, metres damgası yiyenlere. Düzgün insan yok mu aralarında, var onları tenzih ediyor, geri kalan bütün ahlaksızlık yapanların yüzüne tükürüyorum, tüüüüü. Aman banane ne diye diye geldik bu hallere, ya da bana dokınmayan yılan bin yaşasın diyerek. Yangın söndürülmesse bize de sıçrayacak bu işin doğası , kaidesi bu Allah korusun. Toplumun kangren olmaya yüz tutan bu ahlaksızlığını bu güzel şiirde anlattığınız için sonsuz teşekkürler ve saygılar.
Birol Hepgüler.
tek kelime ile mükemmel anlatmışsınz sanat dünyasını tebrikler.
Güzel konu,,,
bir de benden
'Amaan bana ne...'
Tebrikler.
Hanfendi,
Bana ne demekle olmuyor.
Bu çürümüşlüğün önüne sizin gibi namuslu aydınlarla geçeceğiz. Karamsarlığa, yılgınlığa kapılmayalım lütfen.
Saygılar
AYŞE HANIM ŞİMDİ GÜNÜMÜZDE BU DEDİKLERİNİ YAPMAYANLAR MEŞHUR OLAMIYOR DEĞİL Mİ? BUGÜN HİT OLMUŞ BİRÇOK SANATÇININ GEÇMİŞİNİ TOPLUMUN ÇOĞU DA BİLİYOR KALÇA SALLAMADAN,AFFEDERSİN MEME GÖSTERMEDEN,BACAĞINI AÇMADAN MEŞHUR OLURUM DİYENLER DE VAR HEM DE BİRÇOK AMA ONLARIN AMACI ZENGİNOLMAK,YATLAR,KATLAR ALMAK, GÜNDE BEŞ-ON SEVGİLİYLE FLÖRT EDİP,GÖNÜL EĞLENDİRMEK DERDİNDE DEĞİLLER ŞİİRİNİZ GERÇEKLERİ YANSITIYOR TEBRİK EDERİM AMA ZÂTEN BU DEDİKLERİNİZİ ON YAŞINDAKİ ÇOCUKLAR DA BİLİYOR BENCE SİZ KENDİ TÜRÜNÜZ OLAN ŞARKI SÖZÜ YAZARLIĞINI İŞLEYİN DAHA YARARLI OLURSUNUZ ALAY ETTİĞİMİ SANMAYIN SİZE NE KADAR SAYGIM OLDUĞUNU İYİ BİLİRSİNİZ SELÂM,SEVGİ VE SAYGILARIMLA
Dogru ama burda bir celiski yokmu
tebrikler
Anlayanlar için güzel bir şiirsel anlatım. Tabi ki biz insanlara ancak ben 'Hele birde hayvanlar alemine söz yadığını sanmak' bu kısmı anlayamadım. Hayvanlarla ne işiniz var Ayşe hanım yoksa insan olup hayvan olanlara mı? seslenmektesiniz.ve devamında 'sesi yokların nesi var? ' siz hangi taraftansınız varların mı? yokların mı? yaşamayan bilmez yaşayanda sindiremez. ????????
Ayşe Birgül Yılmaz doğruyu söyler, inanırım:)))
Metin Köse
Ayşe Birgül Yılmaz doğruyu söyler, inanırım:)))
Metin Köse
:=))))))) becede doğru....
Bu şiir ile ilgili 17 tane yorum bulunmakta