Allaha Mektup Şiiri - Özer Baba

Özer Baba
56

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Allaha Mektup

Huzuruna geldim, boynum bükük, ruhum yara,
Dünya döndükçe karardı, baksana şu kapkara nara.
Zamanın çivisi çıkmış, vicdanlar buz tutmuş,
İnsanlık dediğimiz o kutsal sözü herkes unutmuş.

Sen şahit tutuluyorsun en büyük yalanlara,
Münafık sofrasında meze oldun talanlara.
Dillerinde Senin adın, ellerinde şeytanın asası,
Arka odalarda kurulmuş zulmün kirli masası.
Dost maskesi takmış yüzler, zehir saçar bakışlar,
Bir yanda sahte tövbeler, bir yanda kalleş akışlar.

Sayayım mı Allah’ım, hangisini arz edeyim?
Bu vebalin yüküyle ben şimdi nereye gideyim? K
adınların feryadı arşa değdi, duymuyor sağır kulaklar,
Bebeklerin kanıyla sulanıyor artık o masum sokaklar.
Çiçek gibi çocukları kopardılar dalından,
Vahşet bayrak açtı, kimse utanmaz oldu halinden.

Kul hakkı, bir ekmek gibi çiğneniyor iştahla,
Mazlumun ahı yükseliyor, her gece bin eyvahla.
Cana kıymak bir oyun, kan akıtmak sıradan,
Nefisler ilah olmuş, çıkmış sanki aradan
Yaradan. Kötülük düşünmek marifet, iyilik ise enayilik,
Kalmamış kimsede zerre kadar insani bir payelik.

Dur demenin vakti gelmedi mi Allah’ım?
Yetiş imdadımıza, Sana emanet her ahım.
Senin adaletinden başka sığınak yok bu kuluna,
Savrulduk, kaybolduk nefsin o kapkaranlık yolunda.
Senden başka sahibi yok yetimin, öksüzün, dula kalanın,
Senden başka gücü yok hakikati arayıp darda kalanın.

Görüyorsun Allah’ım; cana kıyanlar, zulme doymayanlar,
Seni şahit tutup da Şeytanın izinden ayrılmayanlar...
Sen El-Müntakim’sin, intikamın haktır zalime,
Nazar eyle şu perişan, şu darmadağın halime.
Yeter de artık bu zulme, uyandır kalpleri uykudan,
Kurtar bizi bu dipsiz, bu kanlı, bu korkunç kuyudan.
Sana sığındım, Sana dayandım, kapına geldim;
Zulmün ateşini söndürecek olan sadece
Sensin Allah’ım...

Arz-ı halim bitmedi, dert denizi derin Allah’ım,
Mazlumun sinesinde yanan ateş,
Senin kereminle serin Allah’ım.
Bak, adalet terazisi kırıldı, tartmıyor artık doğruyu,
Kurtlar sofrasına bıraktılar o savunmasız kuzuyu.
Kimse kimsenin derdiyle dertlenmez oldu,
Yürekler betonlaştı, merhamet bağları kurudu, soldu.

"Emanet" dediğin ne varsa, talan edildi birer birer,
Zulmü alkışlıyor artık nefsi körelmiş sinsi diller.
Dost dediklerimiz, sırtımızdaki hançerin sapı oldu,
Vefa kapıları kapandı, yerini menfaat sapkınlığı doldurdu.
Kime güvensek "Rabbim" diyerek arkadan vurdu,
İhanet, modern dünyanın en büyük sanatı durdu.

Hangi sokağa baksam bir feryat, hangi eve baksam bir yas,
İnsanlık ölmüş de cenazesini kıldıran yok, ne gam ne tas!
Kadına el kalkıyor, çocuğun hayalleri kurşunlanıyor,
Zalimler saraylarda, mazlumlar tabutlarda dinleniyor.
Gözyaşı pınarları kurudu, kan akıyor artık pınarlardan,
Utanmıyorlar ne gökteki melekten ne de yerdeki karıncadan.

Allah’ım! Senin sabrın sonsuzdur ama biz tükendik,
Kendi kazdığımız bu karanlık kuyulara bir bir yendik.
"Kul hakkı ile gelmeyin" dedin, biz hak yiyenlerden kaçamaz olduk, Kötülüğün gölgesinde sığınacak bir gölge bulamaz olduk.
Ebubekir’in sadakatini, Ömer’in adaletini özledik,
Gelecek olan nuru, yolunu gözlemekten gözlerimizi eskitmedik.

Sahibim Sensin, biliyorum, her zerre Senin emrinde,
Sana malumdur her niyet, kalplerin en derin yerinde.
Şeytana asker olanları, Senin adınla kandıranları,
Kendi hırsları için dünyayı ateşe yandıranları,
Kahhar isminle tecelli eyle, dur de bu gidişata!
Yol ver artık bizlere, ulaştır o temiz sırata.

Daha ne diyeyim Allah’ım?
Dilim tutuluyor, kalbim yanıyor,
Bütün dünya sanki bir mahşer provasında çalkalanıyor.
Dost görünen namertlerden, kul hakkıyla beslenen devlerden,
Kadını, çocuğu, canı hiçe sayan o kirli ellerden,
Sana sığınıyorum, sadece Sana...

Dur de artık Allah’ım, dur de bu akıtılan kana!
Mühür vur bu zulme, çevir hayra bu şerri,
Yeryüzüne indir yine o kadim, o mukaddes huzur yeri.
Amin, amin, binlerce kez amin...

Özer Baba
Kayıt Tarihi : 1.1.2026 05:39:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


01.01.2026

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!