gitmek,gelmeyle anlaşamamakta,
ve asla ortada bir yerde buluşulamamakta.
sevmek nefretle bile savaştaysa,
sevmekle nefretin farkı ne kadar aslına?
?
Akmakta gecenin içinde güneş,
Gizlice...
Kimse bilmese de,
Bilmesen de,
Sen de,
Ben gece...
Dört mevsimin ardından beklediğim,
Özlediğim,
Hasretine yenildiğim beşinci mevsimim.
Yüreğime hoşgeldin.
Suçumdan daha da ağır cezalar bilirim ben,
Vuruldukça eksilmediğini prangaların.
Ve;
Paslandıkça eskimediğini de gördüm bizzat gözlerimle suçların.
biliyorum,
ölünceye kadar unutmayacağım seni.
ölüm dediğin unutturur mu,
onu da bilmem ki...
İncecik,
Mutsuzlukla dokunmuş bir örtü..
Beni oldum olası hep üşüttü.
Gözlerim kuruluk nedir diye sorarken,
Bedenim,koskoca karanlık bir denize dönüşürdü.
Kimi boğacağımı bilemezdim,
turfanda yarasının kabuğunu soyuyor adam
metal işi,
kan kırmızı
ismini bilmediği bir çiçek doğuyor rahminden...
şarkısını ağzına en yakışan küfürlerden seçiyor kadın
Gidenin
giderken kalana bıraktığı,
ve boşlukta sallanıp duran bir sesi vardır.
Ne son sözleriyle içe batan bir vedanın çığlığıdır bu,
ne de sağlamca kadim yere bastığı son ayak sesleridir.
Adı dokunur içime tarih öncesi çağlardan
İlk yazıtlardan defterimin son noktasına
Karla oynayıp ateşte ellerimi ısıtır gibi.
Soğuk mu sıcak mı bilememe rağmen ateşi.
Ruhuma batırıyorum çuvaldızı,
Kaç can almış sayılmamış paslı hançeri.
Belkide savaşların en anlamlısı sayılmalıdır
Bebeğin kundağından sıyrılıp,
düşe kalka yürümesi.
Yaşlı bir insan olması ne gariptir düşününce,
bir bebeğin teninin çorak topraklara özenmesi.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!