İnsanlığı, insanlara,
Sordum, sordum duymadılar.
İnsanlarda, lisanları,
Sordum, sordum bilmediler.
Yaşamak zor yoksa arkan,
Yüreğim yanıyor nasıl anlatsam?
Ben senin gözünde elim Mihri-Mah.
Sevgilim seslenip kulak çınlatsam,
Sen benim ağzımda, dilim Mihri-Mah.
N’olur gel gözlerim yolda kalmadan,
Görülmemiş böyle olgun cihanda,
Gören benim gibi dellemesinler.
Peşinde ağlarken yollarda handa,
Çocuk sanıp beşik sallamasınlar.
Sevginin sevdanın şelalesiyim,
Gölgesi de eğri eğri dalların,
Neresi doğrudur kandırma beni,
Deveye dediler bu ne hallerin?
Nerem doğrudur ki sordurma beni.
Tavşanın korkusu avcıdan yana,
Koca dünya, sende yaşlandın benim gibi
Kavanoz dipli sin, güvenilmez ipli sin.
Kalmamış sende hayat
Küflenmiş olmuş bayat,
Çok geç farkında oldum heyhat,
Gene akşam oldu söndü ışığım,
Kırıldı ümidim, kolum, kanadım.
Bir dalalı sevdim taptım aşığım,
Kırıldı direğim kolum, kanadım.
Güneşim doğmuyor gece yoldaşım,
Bahar geldi gene gönül kaynıyor,
Halim bilmezine kurban olduğum.
Yar mendili almış başta oynuyor,
Beni koymazına kurban olduğum.
Sözü etkiliyor olgun efendi,
Yeter artık, yeter el çek yakamdan,
O yakayı çeke, çeke, alırım.
Anlamazsın insanlıktan şakamdan,
Bileğini büke, büke, alırım.
Asırlar yedirdin kuru soğandan,
Yokuşlara sular akmaz kendinden,
Suyun rotası ki yolu akışa.
Eğer bağlamazsa bir güç bendinden,
Suyun rotası ki yönü inişe.
Tanrı tabiatı düzenli kurmuş,
Suçum nedir hele söyle,
De ki öyle, veya böyle,
Gel şehirli m bende köyle,
Kusursuzluk hangimizde?
Kim yarattı bunca bela?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!