Olsa da zamanım ZİLE’ye varsam
Girişin de mezarlığı ziyaret etsem
MEMO emmiyi bağlarda bulsam
Arzuluyorum ZİLE ben seni
Babam sağ olsa da hevenk budasa
Kanım sensiz kalbe girmiyor
Ekmekte,çayda ormanda varsın
Karanlığı aydınlatan,
Çevreye renk katan manzaramsın su
Buharlaştın semalara yükseldin
Sana ceviz, sana köme gönderdim
Kırık çerezi Kör Niyazi'den almıştım
Kuşburnu pelverim güzel olmuştu
Sana reçel, sana hoşaf gönderdim.
Ağca pekmez, Meydanlık üzümünden
Yeni Gine’de Somali’de
Etyopya’da ölen insanım.
Bosna Hersek’de,
Filistinde taş tutan
Lübnan'da Tacikistan da vurulan,
Canım ben
Atlar, arabalar, bayraklar, sancaklar.
Toplar, yeniçeriler ve surlar...
1453 İstanbul’un kuşatması...
Beş yüz elli yıl geçti aradan.
Beş yüz elli yıl
“Kırçiçeği getirin kırçiçeği”
Hormonlu topraklardan gül istemem
Cenazeme çelenk değil,
“Kırçiçeği getirin kırçiçeği”
Bozulmuş şehirli entel istemem
Meşrulaştıkça meşrulaştı gayri meşru.
Rüşvet yolsuzluk helalleşti
Adalet adaletsizliğe dönüştü
Yeme içme aldı gitti
Yalana dolana prim verildi
Meşrulaştıkça meşrulaştı gayri meşru.
Kamburun tarlasında lastik topla
Mahalleler arasında maç yapardık
Yıkılan taraf kavga çıkarırdı
Taşlı tezekli holigan savaşları o zaman da vardı
Bazı bıçkın delikanlılar
Banka batırmak için kurulmuş
Ekonomi ekmek için dediler
Kendileri köfteyi yediler
Villayı yalı yaptılar
Gece konduyu yediler.
Nasıl sevmiştik birbirimizi Züleyha nasıl..
Dünyalarımız değişirdi göz göze geldiğimizde
Dere boğazında tabiat ana saklamıştı iğdeler arasına.
Birlikte görünmemiz ne mümkündü.
Ağabeylerin, amcaların affeder mi bizi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!